Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Fussilet 6-8. ayetler

Kur'an · 41. sûre: Fussilet · 6-8. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

41/6-8

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ

"De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım; bana, ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyediliyor. Öyleyse O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin."

Cevabın verildiği yer

Beşinci ayette karşı taraf araya perde koymuştu: ve min beyninâ ve beynike hicâb — "seninle bizim aramızda bir perde var."

Altıncı ayet buna cevap veriyor ve cevabın kelimesi beşer: innemâ ene beşerun mislüküm"ben de sizin gibi bir insanım."

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı iki ayetin arka arkaya gelmesidir: karşı taraf aradaki mesafeyi gerekçe yapmıştı; cevap, mesafenin taraflar arasında olmadığını söylüyor. Fark, insanla insan arasında değil — gelen bilgide. Yûhâ ileyye (bana vahyediliyor) cümlesi meçhuldür: fiil ona ait değil.

فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِistikāmet kökü ق-و-م; kelimenin tahlili Bakara 2/255'te ve bu dizinde Ahkāf 46/13'te yapıldı.

ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ — "zekâtı vermeyenler."

Bu ifadenin Mekke döneminde inen bir sûrede geçmesi sebebiyle klasik tefsirlerde iki okuma nakledilir:

OkumaZekât ne
1Malî yükümlülük — sonradan ayrıntılandırılan zekât
2Arınma — kökün (ز-ك-و: temizlenmek, artmak) asıl anlamıyla

İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum ve fıkhî sonuç kurmuyorum.

أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ — "kesintisiz bir karşılık". م-ن-ن kökü: kesmek; ve iyiliği başa kakmak. Tîn'de aynı terkip işlendi ve Bakara 2/262-264'te menn (başa kakma) çözümlendi. İki anlam da burada işler: ne kesilen ne başa kakılan bir karşılık.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ق-و-مز-ك-وم-ن-ن

Fussilet sûresinin tamamı