Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ğâfir (Mü'min) 45-46. ayetler

Kur'an · 40. sûre: Ğâfir (Mü'min) · 45-46. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

40/45-46

فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا۟ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ · ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا

"Allah onu, kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu; Fir'avn ailesini ise azabın kötüsü kuşattı: sabah akşam ateşe sunulurlar."

فَوَقَىٰهُ — kök و-ق-ي: korumak, siper olmak. Yirmi birinci ayette mâ kâne lehüm minallâhi min vâk (koruyanları yoktu) denmişti; burada aynı kök, korunan biri için kullanılıyor.

Ve korunmanın neye karşı olduğu kaydedilmeye değer: seyyiâti mâ mekerûkurdukları tuzakların kötülükleri. Tuzak kurulmuş; ayet tuzağın kurulmadığını söylemiyor, sonucunun ona dokunmadığını söylüyor.

وَحَاقَ — kök ح-ي-ق: bir şeyin sahibine dönüp onu kuşatması. Dilciler kelimenin özellikle "kurulan tuzağın kuranı sarması" bağlamında kullanıldığını kaydeder.

غُدُوًّا وَعَشِيًّا — sabah ve akşam. Elli beşinci ayette Peygamber'e bi'l-aşiyyi ve'l-ibkâr (akşamüstü ve sabah) tesbih emredilecek. Aynı iki vakit, iki ayrı sahnede: biri sunulma, öteki tesbih. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir karşıtlıktır.

Ayetin bu ifadesinden berzah hâline dair çıkarımlar yapıldığı klasik tefsirlerde nakledilir. Bu tartışmayı aktarmakla yetiniyor, hüküm kurmuyorum.


Bu bölümde çözümlenen kökler

و-ق-يح-ي-ق

Ğâfir (Mü'min) sûresinin tamamı