يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم … إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ · أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ
Yâ eyyühe'llezîne ûtü'l-kitâbe âminû bimâ nezzelnâ musaddikan limâ meaküm … İnnallâhe lâ yağfiru en yüşrake bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike li-men yeşâ' · Elem tera ile'llezîne yüzekkûne enfüsehüm, beli'llâhu yüzekkî men yeşâ'
"Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimize inanın… Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındakini dilediği kimse için bağışlar. Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır."
Musaddik — ism-i fâil: doğrulayıcı. Ve çağrının biçimi kaydedilmelidir: ayet, muhataptan elindekini bırakmasını değil, elindekini doğrulayan bir şeye inanmasını istiyor.
Bu cümle sûrede iki kez geçiyor: kırk sekizinci ve yüz on altıncı ayetlerde. İki geçiş neredeyse aynıdır ve tek fark ayetin kapanışındadır.
| Ayet | Cümle | Fark |
|---|---|---|
| 48 | Ve yağfiru mâ dûne zâlike li-men yeşâ' | Ayetin devamı ve men yüşrik billâhi fe-kadi'fterâ ismen azîmâ ile uzuyor |
| 116 | Ve yağfiru mâ dûne zâlike li-men yeşâ' | Ayetin devamı ve men yüşrik billâhi fe-kad dalle dalâlen baîdâ ile uzuyor |
İki ayetin aynı cümleyi tekrar etmesi, sayılabilir bir olgudur. Ve tekrarın yerleri kaydedilmelidir: biri kitap ehline hitabın içinde, öteki şeytanın vaadi bahsinin içinde. Aynı cümle, iki ayrı muhatap için.
Ve cümlenin yapısı kaydedilmeye değer: bir istisna konuyor (lâ yağfiru en yüşrake bihî) ve geri kalan her şey bağışın kapsamına giriyor (mâ dûne zâlike). Cümlenin daraltan yarısı bir kalem, genişleten yarısı sınırsızdır.
Kökün asıl anlamı: artmak, büyümek; ve buradan arınmak, temiz olmak. Dilciler kökün bu iki yönünü — artış ve arınma — birlikte kaydeder: bir şey, yabancı unsurlardan temizlendiğinde büyür.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayet, fiili yasaklamıyor — fâilini değiştiriyor. Yani arınma reddedilmiyor; kişinin kendi hakkında verdiği hüküm reddediliyor.
Ve Necm 53/32'de aynı alan işlendi: fe-lâ tüzekkû enfüseküm hüve a'lemü bi-meni'ttekā. İki ayet aynı fiili ve aynı yönü kullanıyor.