واعبدوا الله ولا تشركوا به شيئا وبالوالدين إحسانا وبذي القربى واليتامى والمساكين والجار ذي القربى والجار الجنب والصاحب بالجنب وابن السبيل وما ملكت أيمانكم إن الله لا يحب من كان مختالا فخورا
Va'büdüllâhe ve lâ tüşrikû bihî şey'â, ve bi'l-vâlideyni ihsânen ve bi-zi'l-kurbâ ve'l-yetâmâ ve'l-mesâkîni ve'l-câri zi'l-kurbâ ve'l-câri'l-cünübi ve's-sâhibi bi'l-cenbi ve'bni's-sebîli ve mâ meleket eymânüküm, innallâhe lâ yuhıbbü men kâne muhtâlen fehûrâ
"Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizin altında bulunanlara iyilikle davranın. Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez."
Ayet bir emirle açılıyor ve ardından dokuz adres sayıyor. Emirle birlikte on kalem eder ve tablo bunu gösterir.
| Sıra | Lafız | Kim | Bağın türü |
|---|---|---|---|
| 1 | Va'büdüllâhe ve lâ tüşrikû bihî şey'â | Allah | Kulluk — listenin çerçevesi |
| 2 | Bi'l-vâlideyni ihsânâ | Anne baba | Doğuştan gelen |
| 3 | Bi-zi'l-kurbâ | Yakınlar | Kan bağı |
| 4 | Ve'l-yetâmâ | Yetimler | Korunmasızlık |
| 5 | Ve'l-mesâkîn | Yoksullar | İhtiyaç |
| 6 | Ve'l-câri zi'l-kurbâ | Yakın komşu | Mekân + akrabalık |
| 7 | Ve'l-câri'l-cünüb | Uzak / yabancı komşu | Yalnızca mekân |
| 8 | Ve's-sâhibi bi'l-cenb | Yanındaki arkadaş | Yalnızca birliktelik |
| 9 | Ve'bni's-sebîl | Yolda kalmış | Geçicilik |
| 10 | Ve mâ meleket eymânüküm | Ellerinin altında bulunanlar | Bağımlılık |
Ve sıralamanın yönü sayılabilir bir olgudur: liste, en yakından en uzağa doğru gidiyor. Anne babadan başlıyor, kan bağıyla sürüyor, sonra bağın türü değişiyor — mekân, sonra yalnızca yol arkadaşlığı, sonra yolcu.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı listenin sırasıdır: ayet, hakkı olan kişiyi aidiyete göre tanımlamıyor. Altıncı ve yedinci sıradaki iki komşu bunu açıkça gösterir: biri akraba olan komşu, öteki olmayan komşu — ve ikisi de aynı listede, aynı emrin altında.
ح-س-ن kökü: güzel olmak. İhsân (IV. bâb) — güzel yapmak; ve dilcilerin kaydettiği ikinci anlam: bir işi eksiksiz, hakkını vererek yapmak.
Ve buradaki dizim kaydedilmelidir: ayet ve âtû (verin) ya da enfikū (harcayın) demiyor. Emir bir mal emri değil, bir muamele emridir. Listedeki dokuz adres, para verilecek kişiler olarak değil, iyi davranılacak kişiler olarak sayılıyor.
Kur'an aynı çevreyi başka iki yerde de sıralar ve üç liste yan yana konduğunda farklar görülür. Tablo üç ayetin lafzını karşılaştırır.
| Kim | Bakara 2/177 | Bakara 2/215 | Nisâ 4/36 |
|---|---|---|---|
| Anne baba | — | El-vâlideyn | El-vâlideyn |
| Yakınlar | Zevi'l-kurbâ | El-akrabîn | Zi'l-kurbâ |
| Yetimler | El-yetâmâ | El-yetâmâ | El-yetâmâ |
| Yoksullar | El-mesâkîn | El-mesâkîn | El-mesâkîn |
| Yolda kalmış | İbne's-sebîl | İbni's-sebîl | İbni's-sebîl |
| İsteyen | Es-sâilîn | — | — |
| Köle azadı | Fi'r-rikâb | — | — |
| Yakın komşu | — | — | El-câr zi'l-kurbâ |
| Uzak komşu | — | — | El-câr el-cünüb |
| Yol arkadaşı | — | — | Es-sâhib bi'l-cenb |
| Elinin altındakiler | — | — | Mâ meleket eymânüküm |
| Emrin konusu | Mal — ve âte'l-mâle alâ hubbih | Mal — mâ enfaktüm min hayr | İhsân — muamele |
Bir. Ortak çekirdek beş kalemdir: yakınlar, yetimler, yoksullar, yolcu ve (iki yerde) anne baba. Üç ayet de aynı çekirdek etrafında kuruluyor.
İki. Nisâ'nın eklediği dört kalem, ortak çekirdekten farklı bir cinstendir: iki komşu, yol arkadaşı ve elinin altındakiler. Bunların hiçbiri kan bağıyla ya da ihtiyaçla tanımlanmıyor; hepsi yakınlık ile tanımlanıyor — mekânsal, geçici ya da yapısal bir yakınlıkla.
"Yani liste, yakından uzağa doğru genişliyor ve aidiyetin dışına taşıyor… ölçü, karşındakinin kim olduğuna göre değişmiyor."
Nisâ'nın listesi aynı yöne, dört adım daha gidiyor. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum; dayanağı yukarıdaki tablodur.
ج-و-ر kökü: yan yana olmak, komşu olmak; ve buradan civâr — himaye, koruma altına almak. Kelimenin taşıdığı ikinci anlam kaydedilmeye değer: Arapçada birine câr olmak, ona güvence vermek anlamına da gelir.
ٱلْجَنْب — kök ج-ن-ب: yan, böğür. Ve bu kök otuz birinci ayette ictenibû (kaçının) olarak geçmişti; burada aynı kök, yakınlık yönünde dönüyor.
| Ayet | Kelime | Yön |
|---|---|---|
| 31 | Tectenibû | Uzaklaşma — yasağı yanına bırakıp geçmek |
| 36 | El-cünüb, bi'l-cenb | Yakınlık — yanında olan |
| Okuma | Kim | Dayanağı |
|---|---|---|
| A | Yol arkadaşı — bir süre yan yana yürünen kişi | Bi'l-cenb kaydının geçicilik bildirmesi; listede yolcudan hemen önce gelmesi |
| B | Yanında oturan, işte yanında bulunan her arkadaş | Kelimenin genelliği |
| C | Eş | Sâhib kelimesinin Kur'an'da eş için de kullanılması |
Metinden söylenebilecek olan şudur: kelime, bağı süreye ya da soya değil, yan yana bulunmaya bağlıyor. Listedeki en zayıf bağ budur ve listeye alınmıştır.
Ve bu, sûrede ikinci kez oluyor. Yirmi beşinci ayette, aynı kesim hakkında hüküm verilirken cümlenin ortasına ba'duküm min ba'd ("kiminiz kiminizdensiniz") konmuştu ve orada işlendi. Oraya dayanıyorum.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin ortak konusudur: sûre bu kesimi iki kez anıyor ve iki seferinde de listeye alarak anıyor.
Muhtâl — kök خ-ي-ل: bir şeyi zannetmek, hayal etmek; ve buradan kendini bir şey sanmak. Aynı kökten hayl (at) gelir ve dilciler bağı atın yürüyüşündeki çalım üzerinden kurar.
| Sıfat | Nerede olup biter |
|---|---|
| Muhtâl | İçeride — kişinin kendisi hakkındaki kanaati |
| Fehûr | Dışarıda — o kanaatin dile gelmesi |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fasılanın yeridir: dokuz kalemlik bir liste, kendini yukarıda görmenin reddiyle kapanıyor. Listenin işleyebilmesi için gereken şeyin ne olduğu, fasılada söyleniyor.
Bir. Listedeki iki komşu maddesi, hakkın seçilmemiş bağlardan da doğduğunu söylüyor. Komşu seçilmez; ayet buna rağmen onu yakınların hemen ardına koyuyor.
İki. Emrin ihsân olması, listenin bir bağış listesi olmadığını gösteriyor. Sayılan dokuz adresin çoğuna verilecek şey para değildir.