إن تجتنبوا كبائر ما تنهون عنه نكفر عنكم سيئاتكم وندخلكم مدخلا كريما
"Yasaklandığınız şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, kusurlarınızı örteriz ve sizi değerli bir yere yerleştiririz."
Kökün somut anlamı: yan, böğür. Cenb — yan taraf; cânib — bir şeyin yanı, tarafı. Ve ictenebe (VIII. bâb): bir şeyi yanına bırakıp geçmek, ondan uzak durmak.
Kelimenin resmi kaydedilmeye değer: yasaktan kaçınmak, onu bir kenara bırakıp yürümektir. Fiil, çatışmayı değil mesafeyi anlatıyor.
Aynı kök bu sûrede otuz altıncı ayette de dönecek: ve's-sâhibi bi'l-cenb — "yanındaki arkadaş". Bir kökün, biri uzaklaşma biri yakınlık olmak üzere iki ayrı yönde kullanılması, sûre içinde doğrulanabilir bir olgudur.
Ve ayrımın nasıl yapılacağı ayette söylenmiyor. Klasik tefsirde kebâirin listesi ve tanımı üzerinde geniş bir tartışma vardır; bu tefsirde o liste verilmiyor ve bir tanım tercih edilmiyor. Sebebi STYLE'ın fıkhî hüküm kuralıdır.
Metinden söylenebilecek olan şudur: ayet bir oran kuruyor. Büyüklerden kaçınmak, küçüklerin örtülmesini getiriyor. Yani ayet, kusursuzluk değil, bir öncelik istiyor.
نُكَفِّرْ — kök ك-ف-ر: örtmek. Kök Bakara'de ayrıntılı işlendi (çiftçinin tohumu toprakla örtmesi). Oraya dayanıyorum. Ve kökün burada iyilik yönünde kullanılması kaydedilmeye değer: örtme fiili, aynı kökle hem inkârı hem bağışlamayı anlatabiliyor.
مُّدْخَلًا كَرِيمًا — müdhal: girilecek yer. Kerîm — kök ك-ر-م: değerli, cömert, soylu. Ayet yere ait bir sıfat kullanmıyor; ilişkiye ait bir sıfat kullanıyor.