Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Fâtır (Melâike) 44. ayet

Kur'an · 35. sûre: Fâtır (Melâike) · 44. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

35/44

أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ

"Yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar bunlardan daha güçlüydüler."

Bu cümle Ğâfir (Mü'min) 40/21 ve 40/82'de de geçti ve orada işlendi: delil, uzak bir tarihten değil yol üstündeki kalıntılardan getiriliyor.

Buraya ait olan bir fark var ve kaydedilmeye değer: Gāfir'de kalıntılar için ve âsâran fi'l-ard (yeryüzündeki eserler) deniyordu; burada eser değil yalnızca kuvvet anılıyor.

وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍi'câz: âciz bırakmak, güç yetirilemez kılmak.

Cümlenin kapsamı kaydedilmelidir: fi's-semâvâti ve lâ fi'l-ard — iki alan birden. Ve bu, bir sonraki ayetteki (45) erteleme bildirimini hazırlıyor: gecikme, güç yetmemesi olarak okunamaz.

İki ayet birlikte bir cümle kuruyor ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: kırk dördüncü ayet imkânı, kırk beşinci ayet erteleme kararını bildiriyor. Yani süre, acizlikten değil, verilmiş bir mühletten geliyor.


Fâtır (Melâike) sûresinin tamamı