Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Fâtır (Melâike) 25-26. ayetler

Kur'an · 35. sûre: Fâtır (Melâike) · 25-26. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

35/25-26

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ · ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

"Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı: peygamberleri onlara apaçık delillerle, sayfalarla ve aydınlatıcı kitapla gelmişti. Sonra inkâr edenleri yakaladım. Beni inkâr etmenin karşılığı nasıl oldu!"

Dördüncü ayetin tekrarı

Bu cümle, sûrenin dördüncü ayetiyle neredeyse aynıdır. İki ayet yan yana konabilir:

AyetİfadeFark
4Ve in yükezzibûke fe-kad küzzibet rusülün min kablikMeçhul — peygamberler yalanlandı
25Ve in yükezzibûke fe-kad kezzebe'llezîne min kablihimMalum — öncekiler yalanladı

Yirmi bir ayet arayla aynı cümle, biri edilgen biri etken. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: birincisi peygamberi teselli ediyor, ikincisi muhatabı sıraya koyuyor. Bakış açısı değişince fiilin çatısı da değişmiş.

ٱلزُّبُرzebûrun çoğulu: yazılı sayfalar. ز-ب-ر kökü Kamer 54/52'de işlendi (yazmak, taş oymak). Tekrarlamıyorum.

Üç kelimenin sıralanması kaydedilmeye değer: beyyinât (deliller), zübür (sayfalar), kitâbü'l-münîr (aydınlatıcı kitap). Yani gelen şey hem sözlü delil hem yazılı belge olarak anılıyor — ve bu, Ahkāf 46/4'te istenen iki delil türüyle (gözlem ve nakil) örtüşüyor.

نَكِير — kök ن-ك-ر: tanımamak, reddetmek, hoş karşılamamak. Kelime burada "benim inkârım" değil, "benim reddedişimin karşılığı" anlamındadır ve dilciler bunu azabın şiddeti olarak açıklar.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ن-ك-ر

Fâtır (Melâike) sûresinin tamamı