يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ … خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Yâ eyyühe'n-nebiyyü innâ ahlelnâ leke ezvâceke'llâtî âteyte ücûrahünne… hâlisaten leke min dûni'l-mü'minîn, kad alimnâ mâ faradnâ aleyhim fî ezvâcihim ve mâ meleket eymânühüm li-keylâ yekûne aleyke harac, ve kâna'llâhu ğafûran rahîmâ
"Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini … sana helâl kıldık. Bu, müminlerin dışında sana mahsustur. Onlara eşleri ve ellerinin altındakiler hakkında neyi farz kıldığımızı bilmekteyiz — sana bir güçlük olmasın diye. Allah bağışlayandır, merhamet edendir."
Ayet, Peygamber'e mahsus bir düzenleme bildiriyor ve bunu açıkça söylüyor: hâlisaten leke min dûni'l-mü'minîn — "müminlerin dışında sana mahsus olarak."
Bu kayıt, ayetin en önemli cümlesidir ve baştan kaydedilmelidir: ayetin getirdiği düzenleme genel bir hüküm değildir ve ayetin kendisi bunu belirtiyor.
خَالِصَة — kök خ-ل-ص. Saf, katışıksız, yalnız bir şeye ait. İhlâs aynı kökten (İhlâs'de sûre adı olarak işlendi). Kelimenin kökünde bir ayıklama var: karışımdan arındırılmış olan.
| # | Kategori |
|---|---|
| 1 | Mehirleri verilmiş eşler |
| 2 | Elinin altında bulunanlar |
| 3 | Amca, hala, dayı ve teyze kızlarından, beraberinde hicret etmiş olanlar |
| 4 | Kendini Peygamber'e bağışlayan mümin bir kadın — Peygamber'in kabul etmesi hâlinde |
| Görüş | Ne der |
|---|---|
| Yalnız dördüncü kategoriye ait | Kayıt, hemen öncesindeki cümleye bağlanır |
| Sayımın tamamına ait | Kayıt, bütün düzenlemeyi niteliyor |
Tercih dayatmıyorum. Dizim, kaydın dördüncü kategorinin hemen ardından gelmesiyle birinci görüşü destekler görünüyor; bu bir gözlemdir.
Bu tefsirde bu konuda bir fıkhî hüküm verilmemekte ve konunun tarih boyunca nasıl tartışıldığına girilmemektedir. Ancak metnin okunabilmesi için iki kaydı düşmek gerekiyor:
Bir. Kur'an, bu kurumu var olan bir gerçeklik olarak anar ve düzenlemeler getirir. Aynı Kur'an, kölelerin azat edilmesini birçok yerde bir iyilik ve kefaret olarak öne çıkarır: "Boyunduruktaki bir boynu çözmek" (Beled 90/13 — Beled'de işlendi); yemin kefareti (Mâide 5/89); zıhâr kefareti (Mücâdele 58/3 — Mücâdele'de işlendi); ve zekâtın sarf yerlerinden biri olarak fi'r-rikāb (Tevbe 9/60).
İki. Bu ifadenin geçtiği ayetlerden bir bütün olarak nasıl bir sonuç çıkarılacağı, İslâm düşünce tarihinde uzun uzun tartışılmış bir konudur ve bu tefsirin sınırlarını aşar. Burada yapılan şey, ifadenin varlığını ve Kur'an'ın aynı konudaki öteki kayıtlarını gizlemeden kaydetmektir.
| Ayet | Gerekçe | Kim için |
|---|---|---|
| 37 | li-key lâ yekûne ale'l-mü'minîne harac | Müminler |
| 38 | mâ kâne ale'n-nebiyyi min harac | Peygamber |
| 50 | li-keylâ yekûne aleyke harac | Peygamber |