وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنْ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ إِذَآ أَنتُم بَشَرٌ تَنتَشِرُونَ
"O'nun âyetlerindendir ki: sizi topraktan yarattı; sonra bir de bakarsınız, yayılan insanlar olmuşsunuz."
Bu kalıp sûrede yedi kez geçiyor. Altısı arka arkaya (20-25), biri kırk altıncı ayette. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve sûrenin en belirgin yapı işaretidir:
| # | Ayet | İşaret | Kapanış — kime |
|---|---|---|---|
| 1 | 20 | Topraktan yaratılış ve yayılma | (kapanış yok — dizi başlıyor) |
| 2 | 21 | Eşler, sükûn, mevedde ve rahmet | Li-kavmin yetefekkerûn — düşünen |
| 3 | 22 | Gökler, yer, dillerin ve renklerin farklılığı | Li'l-âlimîn — bilenler |
| 4 | 23 | Gece uyku, gündüz kazanç | Li-kavmin yesmeûn — işiten |
| 5 | 24 | Şimşek: korku ve umut; ve su | Li-kavmin ya'kılûn — akleden |
| 6 | 25 | Göğün ve yerin O'nun emriyle durması | (kapanış yok — dizi bitiyor) |
| 7 | 46 | Rüzgârların müjdeci gönderilmesi | Ve lealleküm teşkürûn — şükreden |
Bir — dizinin çerçevelenmesi. İlk (20) ve son (25) halkanın li-kavmin… kapanışı yoktur. Ortadaki dördü (21-24) kapanışlıdır. Yani dizi, iki kapanışsız halkanın arasına alınmış durumda.
İki — kapanışların değişmesi. Dört kapanış dört ayrı fiil kullanıyor: düşünmek, bilmek, işitmek, akletmek. Aynı kalıp, her seferinde başka bir kapasiteye hitap ediyor.
Üç — kapsam. Dizi insanın kendisiyle başlıyor (20-21), kâinata ve topluluklara açılıyor (22), günlük hayata dönüyor (23), gökyüzüne çıkıyor (24), ve düzenin ayakta durmasıyla bitiyor (25). İç → dış → iç → dış. Fussilet 41/53'te tablolanan âfâk / enfüs dönüşümlülüğü burada aynı biçimde işliyor; oraya dayanıyorum.
Fâtır (Melâike) 35/11'de ve Ğâfir (Mü'min) 40/67'de aynı başlangıç (min türâb) işlendi. Tekrarlamıyorum.
Arapçada izânın bu kullanımına dilciler izâ fücâiyye (birdenbirelik bildiren izâ) der: "bir de bakarsınız ki". Yani cümle, aradaki süreci atlıyor ve doğrudan sonucu gösteriyor.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: başlangıç (toprak) ile sonuç (yayılan insanlık) arasındaki bütün aşamalar tek bir edata sığdırılmış. Cümlenin kendisi, mesafeyi anlatmak için mesafeyi atlıyor.
تَنتَشِرُونَ — kök ن-ش-ر: yaymak, açmak, sermek. Neşera's-sevbe — kumaşı açtı. Ve aynı kökten nüşûr (diriliş — ölülerin yayılması) gelir; kelime Fâtır (Melâike) 35/9'da (kezâlike'n-nüşûr) geçmişti.
Kökün iki kullanımının bu sûrede birleşmesi kaydedilmeye değer ve bunu bir dil gözlemi olarak veriyorum: tenteşirûn burada doğumla yayılmayı, nüşûr öteki yerde dirilişle yayılmayı bildirir. Aynı resim, iki ayrı başlangıç için. Ve bir önceki ayet (19) zaten tuhracûn diyerek bu bağı kurmuştu.