أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ
Fe'stecâbe lehüm rabbühüm ennî lâ udîu amele âmilin minküm min zekerin ev ünsâ, ba'duküm min ba'd, fe'llezîne hâcerû ve uhricû min diyârihim ve ûzû fî sebîlî ve kātelû ve kutilû le-ükeffiranne anhüm seyyiâtihim ve le-üdhılennehüm cennâtin tecrî min tahtihe'l-enhâr, sevâben min indillâh, vallâhu ındehû hüsnü's-sevâb
"Rableri onlara karşılık verdi: 'Ben, sizden erkek olsun kadın olsun, çalışan hiç kimsenin çalışmasını boşa çıkarmam; hepiniz birbirinizdensiniz.' Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, benim yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenler — onların kötülüklerini mutlaka örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Allah katından bir karşılık olarak; ve karşılığın güzeli Allah katındadır."
ج-و-ب kökü: kesmek, yarmak; ve buradan cevap vermek. X. bâbda (istecâbe) karşılık verme bildirir. Ve aynı fiil 172. ayette geçmişti: ellezîne'stecâbû lillâhi ve'r-rasûl.
| Ayet | Fiil | Kim kime |
|---|---|---|
| 172 | İstecâbû lillâhi ve'r-rasûl | İnsan → çağrıya |
| 195 | Fe'stecâbe lehüm rabbühüm | Rab → duaya |
| Öğe | Lafız | İşi |
|---|---|---|
| Nesne | Amele âmilin | Aynı kökten iki kelime — iş ve işi yapan |
| Kayıt 1 | Minküm | Sizden |
| Kayıt 2 | Min zekerin ev ünsâ | Erkek ya da kadın |
| Gerekçe | Ba'duküm min ba'd | Birbirinizdensiniz |
Ve amele âmilin terkibi Arapçada bir iştikak (aynı kökten türetme) sanatıdır ve pekiştirir: "çalışanın çalışması".
Ve ikinci kaydın cümledeki yeri kaydedilmelidir: min zekerin ev ünsâ, âmilin kelimesinin açıklamasıdır. Yani cümle şunu yapıyor: önce genel bir özne konuyor (âmil — çalışan), sonra o öznenin iki cinsi de kapsadığı ayrıca yazılıyor.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: âmil kelimesi Arapçada eril kalıptadır ve dilin normal işleyişinde kadınları da kapsar. Cümle bununla yetinmiyor; kaydı ayrıca ekliyor.
Bu ayet, Kur'an'da erkek ve kadının en uzun paralel sayımıdır: on çift, yirmi kelime. Ve orada şu kaydedilmişti: alternatif mümkündü. Arapçada eril çoğul karışık bir topluluk için kullanılabilir ve bu, dilin normal işleyişidir. Ayet inne'l-müslimîne ve'l-mü'minîne… diye devam etseydi dilbilgisi açısından kadınları da kapsardı ve ayet yarı uzunlukta olurdu. Kur'an bunu yapmıyor; on kelimeyi yirmi kelimeye çıkarıyor.
| Ahzâb 33/35 | Âl-i İmrân 3/195 | |
|---|---|---|
| Yöntem | Her vasfı iki kez sayma — on çift | Tek cümlede kayıt — min zekerin ev ünsâ |
| Uzunluk | Yirmi kelime | Dört kelime |
| Konu | Vasıflar — kim olduğu | Amel — ne yaptığı |
| Eklenen gerekçe | (Yok) | Ba'duküm min ba'd |
| Kapanış | Eaddellâhu lehüm mağfiraten ve ecran azîmâ | Le-ükeffiranne… ve le-üdhılennehüm |
| Bağlam | Bir vasıf listesi | Bir duanın cevabı |
| Ayet | Lafız | Konu |
|---|---|---|
| 34 | Zürriyyeten ba'duhâ min ba'd | Soy — peygamberler zinciri |
| 64 | Ve lâ yettehıze ba'dunâ ba'den erbâbâ | Hiyerarşi — reddediliyor |
| 195 | Ba'duküm min ba'd | Cinsiyet — ayrım kalkıyor |
Kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: aynı terkip sûrede üç kez, üç ayrı ilişkiyi tarif ediyor — soy zinciri, insanlar arası hiyerarşi ve cinsiyet. Ve üçünde de yaptığı iş aynıdır: iki tarafı birbirine bağlamak ve aralarına bir kademe konmasını engellemek.
Ve 64. ayetle bağı ayrıca kaydediyorum: orada terkip, insanların birbirini rab edinmesini yasaklayan maddenin içindeydi. Burada ise erkek ve kadının çalışmasının aynı ölçüyle değerlendirildiğini söyleyen cümlenin gerekçesidir. Aynı terkip, iki ayrı eşitsizliğe karşı.
| # | Fiil | Kip |
|---|---|---|
| 1 | Hâcerû | Malum — göç ettiler |
| 2 | Ve uhricû min diyârihim | Meçhul — çıkarıldılar |
| 3 | Ve ûzû fî sebîlî | Meçhul — eziyet gördüler |
| 4 | Ve kātelû | Malum — savaştılar |
| 5 | Ve kutilû | Meçhul — öldürüldüler |
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: liste, hem yapılanı hem başa geleni sayıyor. Ve ikisi arasında bir ayrım yapılmıyor — beşi de aynı cümlenin öznesine bağlanıyor.
Ve fî sebîlî kaydı: birinci şahıs izafeti — "benim yolumda". Ayette bu, tek geçiştir; sûrenin öteki yerlerinde terkip fî sebîlillâhtır.