رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ … رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ
Rabbenâ inneke men tüdhıli'n-nâra fe-kad ahzeyteh, ve mâ li'z-zâlimîne min ensâr · Rabbenâ innenâ semi'nâ münâdiyen yünâdî li'l-îmâni en âminû bi-rabbiküm fe-âmennâ, rabbenâ fe'ğfir lenâ zünûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ mea'l-ebrâr · Rabbenâ ve âtinâ mâ vaadtenâ alâ rusülike ve lâ tuhzinâ yevme'l-kıyâme, inneke lâ tuhlifü'l-mîâd
"Rabbimiz! Sen kimi ateşe koyarsan onu rezil etmişsindir; ve zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. · Rabbimiz! 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir çağırıcı işittik ve inandık. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi iyilerle birlikte al. · Rabbimiz! Elçilerine vaat ettiğini bize ver ve kıyamet günü bizi rezil etme. Sen sözünden dönmezsin."
Bu dua, sûrenin en uzun duasıdır ve Bakara'nın kapanış duasıyla (2/285-286) aynı işi yapar. Yapısı tabloyla çözülmelidir.
Dua 191. ayetin ortasında başlar ve 194. ayette biter. Rabbenâ seslenişi dört kez geçer ve her sesleniş yeni bir bölüm açar.
| # | Sesleniş | İstenen / söylenen | Türü |
|---|---|---|---|
| 1 | Rabbenâ (191) | Mâ halakte hâzâ bâtılâ — bir tespit | Tespit |
| Sübhâneke — tenzih | Övgü | ||
| Fe-kınâ azâbe'n-nâr — ateşten korunma | İstek | ||
| 2 | Rabbenâ (192) | Men tüdhıli'n-nâra fe-kad ahzeyteh — bir tespit | Tespit |
| 3 | Rabbenâ (193) | İnnenâ semi'nâ… fe-âmennâ — bir bildirim | Bildirim |
| Rabbenâ (193) | Fe'ğfir lenâ zünûbenâ — bağışlanma | İstek | |
| Ve keffir annâ seyyiâtinâ — örtülme | İstek | ||
| Ve teveffenâ mea'l-ebrâr — sonun biçimi | İstek | ||
| 4 | Rabbenâ (194) | Ve âtinâ mâ vaadtenâ alâ rusülik — vaadin verilmesi | İstek |
| Ve lâ tuhzinâ yevme'l-kıyâme — rezil olmama | İstek | ||
| İnneke lâ tuhlifü'l-mîâd — dayanak | Gerekçe |
Ve tablodan çıkan yapı kaydedilmelidir ve dört gözlem veriyorum. Dördü de duanın lafzından doğrulanabilir.
Bir. Dua bir istekle başlamıyor. İlk söylenen şey bir tespittir: mâ halakte hâzâ bâtılâ. Ve tespiti bir tenzih izliyor. İstek üçüncü sıradadır.
| Sıra | İstek | Alan |
|---|---|---|
| 1 | Kınâ azâbe'n-nâr | Sonuçtan korunma |
| 2 | İğfir lenâ zünûbenâ | Kendi kusurları |
| 3 | Keffir annâ seyyiâtinâ | Kendi kusurları |
| 4 | Teveffenâ mea'l-ebrâr | Sonun biçimi |
| 5 | Âtinâ mâ vaadtenâ | Vaat edilen |
| 6 | Ve lâ tuhzinâ | Rezil olmama |
Yani dua, korunma ile açılıyor, kendi kusurlarına dönüyor, sonra vaadi istiyor. Ve vaat en sona bırakılmış.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı isteklerin sırasıdır: vaat edilen şey, ancak kusurların bağışlanması istendikten sonra isteniyor. Ve istenirken bile bir gerekçeye bağlanıyor: inneke lâ tuhlifü'l-mîâd — yani isteğin dayanağı, isteyenin hak edişi değil, verenin sözüdür.
| Fiil | Kök | Somut resmi | Nesne |
|---|---|---|---|
| İğfir | غ-ف-ر | Örtmek — miğfer, başı örten | Zünûbenâ — günahlar |
| Keffir | ك-ف-ر | Örtmek — kök anlamı örtmek | Seyyiâtinâ — kötülükler |
İki fiil de örtme bildiriyor, ve nesneleri farklı iki kelimedir. Dilciler zenb ile seyyie arasında ayrımlar nakleder ve bunlarda birleşmezler; kesin bir ayrım vermiyorum.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: dua aynı işi iki ayrı fiille ve iki ayrı nesneyle istiyor. Ve iki kökün de somut anlamı örtmektir.
| Ayet | Lafız | Kim |
|---|---|---|
| 192 | Men tüdhıli'n-nâra fe-kad ahzeyteh | Başkası — tespit |
| 194 | Ve lâ tuhzinâ yevme'l-kıyâme | Kendisi — istek |
Aynı kök, iki ayet arayla: biri hüküm, öteki dua. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: dua önce hükmü kabul ediyor, sonra o hükmün kapsamı dışında kalmayı istiyor.
ن-د-و/ي kökü: seslenmek. Ve cümlede aynı kökten iki kelime var: münâdiyen yünâdî — "çağıran bir çağırıcı". Arapçada bu, tekit kurar.
Ve seslenenin adı verilmiyor: münâdiyen nekredir. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: dua, çağıranı adlandırmıyor; çağrının işitildiğini söylüyor.
Ve duanın bu bölümü bir sebep bildiriyor: semi'nâ… fe-âmennâ — işittik, bu yüzden inandık. Ve ancak bundan sonra istek geliyor: rabbenâ fe'ğfir lenâ. İki fâ edatı arka arkaya bir zincir kuruyor: işitme → iman → istek.
Sûrenin girişinde kaydedilmişti: Bakara ve Âl-i İmrân'ın ikisi de dua ile kapanır. Şimdi iki duayı karşılaştırıyorum.
| Bakara 2/285-286 | Âl-i İmrân 3/191-194 | |
|---|---|---|
| Açılış | Âmene'r-rasûlü bimâ ünzile ileyh — bildirim | Mâ halakte hâzâ bâtılâ — tespit |
| İman bildirimi | Ve'l-mü'minûn… âmennâ ve eta'nâ | Semi'nâ münâdiyen… fe-âmennâ |
| İlk istek | Ğufrâneke | Fe-kınâ azâbe'n-nâr |
| Kusur isteği | Rabbenâ lâ tüâhıznâ in nesînâ ev ahta'nâ | Fe'ğfir lenâ zünûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ |
| Yük isteği | Ve lâ tahmil aleynâ ısran | (Yok) |
| Kapanış | Fe'nsurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn | İnneke lâ tuhlifü'l-mîâd |
| Son cümlenin türü | İstek | Dayanak |
Ve son satır kaydedilmeye değer. Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve bağlayıcı değildir: Bakara duası bir istekle biter; Âl-i İmrân duası bir gerekçeyle biter. Yani biri son sözü isteyene, öteki verene bırakıyor.
Ve ısr kelimesinin iki sûredeki durumu ayrıca kaydedilmelidir: Bakara'nın duasında ısr yüklenmemesi isteniyordu; Âl-i İmrân'ın 81. ayetinde ise ısrın üstlenildiği ikrar ediliyordu. İki sûre aynı kelimeyi iki ayrı yönde kullanıyor — bu yukarıda kaydedilmişti.