إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ
Yâ eyyühe'llezîne âmenû in tutîû'llezîne keferû yeruddûküm alâ a'kābiküm fe-tenkalibû hâsirîn · Belillâhu mevlâküm ve hüve hayru'n-nâsırîn · Se-nulkī fî kulûbi'llezîne keferü'r-ru'be bimâ eşrakû billâhi mâ lem yünezzil bihî sultânâ, ve me'vâhümü'n-nâr, ve bi'se mesve'z-zâlimîn
"Ey iman edenler! İnkâr edenlere uyarsanız sizi ökçeleriniz üzerinde geri döndürürler; o zaman hüsrana uğrayanlara dönersiniz. · Hayır: sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır. · İnkâr edenlerin kalplerine korku salacağız — Allah'a, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştukları için."
| Ayet | Lafız | Sebep |
|---|---|---|
| 144 | İnkalebtüm alâ a'kābiküm | Elçinin gitmesi ihtimali |
| 144 | Ve men yenkalib alâ akıbeyh | Genel hüküm |
| 149 | Yeruddûküm alâ a'kābiküm | Başkasına uyma |
Ve fark kaydedilmelidir: 144'te dönen kişi kendisi dönüyor; 149'da başkası döndürüyor (yeruddûküm). Aynı hareket, iki ayrı fail.
Ve 100. ayette aynı yapı vardı: yeruddûküm ba'de îmâniküm kâfirîn — orada özne kitap ehlinden bir gruptu, burada inkâr edenler. İki ayet aynı fiili iki ayrı özneyle kullanıyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ — bel edatı bir önceki cümleyi bırakıp yerine başkasını koyar. Ve mevlâ kelimesi kök و-ل-يdendir — 68. ayette veliyyü'l-mü'minîn olarak geçmişti. İki geçiş, aynı kök.