وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًا مُّؤَجَّلًا
Ve mâ kâne li-nefsin en temûte illâ bi-iznillâhi kitâben müeccelâ, ve men yürid sevâbe'd-dünyâ nü'tihî minhâ ve men yürid sevâbe'l-âhırati nü'tihî minhâ, ve seneczi'ş-şâkirîn · Ve keeyyin min nebiyyin kātele meahû ribbiyyûne kesîrun fe-mâ vehenû li-mâ esâbehüm fî sebîlillâhi ve mâ daufû ve me'stekânû, vallâhu yuhıbbü's-sâbirîn · Ve mâ kâne kavlehüm illâ en kālû rabbenâ'ğfir lenâ zünûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ ve'nsurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn · Fe-âtâhumullâhu sevâbe'd-dünyâ ve husne sevâbi'l-âhıra, vallâhu yuhıbbü'l-muhsinîn
"Hiçbir can, Allah'ın izni olmadan ölmez: bu, süresi belirlenmiş bir yazıdır. Kim dünya karşılığını isterse ona ondan veririz; kim âhiret karşılığını isterse ona ondan veririz. Ve şükredenleri ödüllendireceğiz. · Nice peygamber vardır ki, beraberinde birçok Rabbânî savaştı; Allah yolunda başlarına gelenden ötürü ne gevşediler, ne zayıfladılar, ne de boyun eğdiler. Allah sabredenleri sever. · Sözleri yalnız şu oldu: 'Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı sağlam tut ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et.' · Allah da onlara dünya karşılığını ve âhiret karşılığının güzelini verdi. Allah, iyilik yapanları sever."
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum ve bir yenilgi bloğunun içine konmuş olması anlamlıdır: cümle, ölümün savaşa bağlı olmadığını söylüyor. Ve bu, 156 ve 168. ayetlerde tekrarlanacak bir kaydın ilk hâlidir — orada "bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi" sözü nakledilecek ve reddedilecektir.
| Fiil | Kök | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| Vehenû | و-ه-ن | Gücün çözülmesi — 139'daki nehyin karşılığı |
| Daufû | ض-ع-ف | Zayıflama |
| İstekânû | س-ك-ن | Boyun eğme, sinme — kökün resmi durgunluk |
Bunu bir kelime gözlemi olarak kaydediyorum: liste içten dışa doğru gidiyor — önce içerideki çözülme, sonra bedendeki zayıflık, sonra dışarıya gösterilen boyun eğiş.
Ve istekânû fiilinin kökü س-ك-نtir ve 112. ayetteki meskene ile aynı köktendir. İki geçiş, aynı kök: biri bir hükümde, öteki bir olumsuzlamada.
| Okuma | Ribbiyyûn nedir |
|---|---|
| 1 | ر-ب-ب kökünden — Rabbe bağlı kimseler; 79. ayetteki rabbâniyyîne yakın |
| 2 | Kalabalık topluluklar — ribbe: büyük topluluk |
| 3 | Âlimler, bilenler |
Üçü de nakledilir; tercih dayatmıyorum. Kelime kıraatlerde farklı harekelerle de okunur; imam adı vermiyorum.
| # | İstek | Alan |
|---|---|---|
| 1 | İğfir lenâ zünûbenâ | Günah |
| 2 | Ve isrâfenâ fî emrinâ | İşteki taşkınlık |
| 3 | Ve sebbit akdâmenâ | Sebat |
| 4 | Ve'nsurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn | Yardım |
İlk iki istek kendi kusurlarıyla ilgilidir. Ve ikincisi ayrıca kaydedilmelidir: isrâfenâ fî emrinâ — "işimizdeki taşkınlığımız".
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı duanın sırasıdır: dua, dışarıdan yardım istemeden önce kendi payını anıyor. Ve bu, sûrenin girişinde kaydedilen eksenle örtüşüyor — sûre üç ayrı yerde (7, 152, 165) insanın kendi payını görmesini istiyordu. Bu dua, o payın kişinin kendi ağzından söylenmiş hâlidir.
Ve fe-âtâhumullâhu sevâbe'd-dünyâ ve husne sevâbi'l-âhıra (148) — cevap, 145. ayetteki ikili seçimin ikisini birden veriyor. Yani 145'te ayrı ayrı sayılan iki karşılık, 148'de birlikte veriliyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir bağdır.