وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
"Onlara, 'gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı kim hizmete verdi?' diye sorsan, mutlaka 'Allah' derler. Öyleyse nasıl döndürülüyorlar?"
Aynı yapı Lokmân 31/25'te ve Zuhruf 43/9'da işlendi: karşı tarafın kendi cevabıyla çelişkiye düşürülmesi. Oraya dayanıyorum.
Buradaki fark kaydedilmelidir: soru bu sûrede iki kez soruluyor — 61. ayette yaratma, 63. ayette yağmur hakkında. Ve her ikisinde de cevap aynı: le-yekūlünnallâh.
فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُون — kök أ-ف-ك: yönünden çevirmek. Kök bu sûrenin on yedinci ayetinde de geçmişti (ve tahlükūne ifkâ).
Aynı kök, biri etken biri edilgen. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: uydurdukları şey, sonunda kendilerini çeviren şey oluyor.
قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ — ve bölüm, kırk üçüncü ayetteki şartla birleşiyor: ve mâ ya'kılühâ ille'l-âlimûn. Aynı kök (ع-ق-ل), biri şart biri teşhis olarak.