Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Ankebût 42-44. ayetler

Kur'an · 29. sûre: Ankebût · 42-44. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

29/42-44

إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ · وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَآ إِلَّا ٱلْعَٰلِمُونَ · خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ

"Allah, onların kendisinden başka neye yalvardıklarını bilir; O üstündür, hikmet sahibidir. Bu örnekleri insanlar için veriyoruz; onları ancak bilenler akleder. Allah gökleri ve yeri hak ile yarattı."

Örnek ve anlama şartı

Kırk üçüncü ayet, örümcek benzetmesinin hemen ardından geliyor ve bir şart koyuyor: ve mâ ya'kılühâ ille'l-âlimûn.

Fâtır (Melâike) 35/28'de (innemâ yahşallâhe min ıbâdihi'l-ulemâ) aynı yapı işlendi ve orada kaydedilmişti: cümle, bir gözlem listesinin sonucu olarak konuyor. Oraya dayanıyorum.

İki ayet karşılaştırılabilir:

YerŞartFiil
Fâtır 35/28el-UlemâYahşâhaşyet duyar
Ankebût 29/43el-ÂlimûnYa'kılüakleder

Aynı sıfat, iki ayrı fiile bağlanıyor: biri korku, öteki anlama. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum.

Ve emsâl (örnekler) kelimesi kaydedilmeye değer: ayet, benzetmenin anlaşılmasının kendiliğinden olmadığını söylüyor. Yani örnek vermek, anlaşılmayı garanti etmiyor — nitekim örümcek ağı herkesin gördüğü bir şeydir.

بِٱلْحَقِّAhkāf 46/3, Câsiye 45/22 ve Sâd'de bu kayıt işlendi. Yaratmanın boş yere olmadığı bildirimi, sûrenin sınanma ekseniyle birleşiyor: sınanma, amaçsız bir yükümlülük değil.


Ankebût sûresinin tamamı