Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Furkān 27-29. ayetler

Kur'an · 25. sûre: Furkān · 27-29. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

25/27-29

وَيَوْمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيْهِ يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى ٱتَّخَذْتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًا · يَٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا

"O gün zalim ellerini ısırarak şöyle der: 'Keşke elçiyle birlikte bir yol tutsaydım! Vay bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!'"

يَعَضُّ عَلَىٰ يَدَيْهِellerini ısırmak: pişmanlığın bedensel ifadesi. Deyim, Arapçada öfke ve çaresizlikle birlikte anılır.

فُلَانًا"falanca". Kelime, adı söylenmeyen biri için kullanılan bir zamir yerine geçer.

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve dayanağı kelimenin kendisidir: ayet bir isim vermiyor. Böylece cümle, herhangi bir dostluk için okunabilir hâle geliyor — nitekim klasik tefsirlerde nakledilen olay anlatıları da bu genelliği ortadan kaldırmaz.

خَلِيل — kök خ-ل-ل: dilcilerin verdiği anlam, sevginin kalbin aralıklarına (hılâl) işlemesidir. Yani halîl, yüzeysel bir arkadaş değil — içe girmiş dost.

Zuhruf 43/67'de aynı dönüş işlendi (el-ehillâü yevmeizin ba'duhüm li-ba'din adüvv) ve Ahkāf 46/6'da da geçmişti. Üç sûre aynı dönüşü anlatıyor: dostluğun tersine çevrilmesi.

وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِلْإِنسَٰنِ خَذُولًاhazûl: yalnız bırakan, tam ihtiyaç anında terk eden. Mübalağa kalıbı.


Bu bölümde çözümlenen kökler

خ-ل-ل

Furkān sûresinin tamamı