أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
E lâ inne lillâhi mâ fi's-semâvâti ve'l-ard, kad ya'lemü mâ entüm aleyh, ve yevme yurceûne ileyhi fe-yünebbiühüm bimâ amilû, vallâhu bi-külli şey'in alîm
"Bilin ki göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne durumda olduğunuzu bilir. O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Allah her şeyi bilendir."
Ve bu, sûrenin bütününde tekrarlanan bir bakışla uyumludur ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum:
| Ayet | Teşhis | Cinsi |
|---|---|---|
| 4, 55 | el-fâsikūn | Konum — kabuğun dışında olma |
| 15 | tahsebûnehû heyyinâ | Değerlendirme |
| 19 | yuhibbûne en teşîa | Eğilim |
| 50 | bel ülâike hümü'z-zâlimûn | Konum |
| 64 | mâ entüm aleyh | Hâl |
Kök Hucurât 49/6'da ayrıntılı çözümlendi; oradaki kayıt: kökün altında bir yerden bir yere gelmek, taşınmak fikri vardır; haber, taşınan şeydir. Ve Nebe' bölümünde çıkarılan cümle: "Nebe', duyulduğunda bir şeyin değişmesi gereken haberdir."
Ve sûrenin kapanışında bu kök, bir haber verme fiili olarak geliyor: fe-yünebbiühüm bimâ amilû — "yaptıklarını onlara bildirecek".
Sûre, insanların birbiri hakkında taşıdığı haberlerle uğraşmıştı — ispatsız, dilden dile geçen, önemsiz sanılan haberlerle. Ve sûre, bir haber verme fiiliyle kapanıyor.
| Sûrenin içindeki haber | Sûrenin sonundaki haber | |
|---|---|---|
| Kaynağı | İnsan | Allah |
| Dayanağı | mâ leyse leküm bihî ilm (15) — bilgi yok | vallâhu bi-külli şey'in alîm (64) — her şeyi bilen |
| Konusu | Başkasının hâli | bimâ amilû — kişinin kendi ameli |
| Zamanı | Şimdi, ağızda | yevme yurceûne ileyh — dönüş günü |
Yani sûre, doğrulanamayan bir haberle açtığı bahsi, doğrulanmaya ihtiyaç duymayan bir haberle kapatıyor.