حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
ف-ت-ح kökü: açmak. Kök Fetih'de sûre adı vesilesiyle ayrıntılı işlendi. Tekrarlamıyorum.
Ve fiilin buradaki kullanımı kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: Kur'an'da fetahnâ aleyhim kalıbı çoğunlukla nimet için kullanılır — En'âm 6/44 (fetahnâ aleyhim ebvâbe külli şey'), A'râf 7/96 (le-fetahnâ aleyhim berakâtin mine's-semâi ve'l-ard).
| Yer | Açılan | Ne |
|---|---|---|
| En'âm 6/44 | Ebvâbe külli şey' — her şeyin kapıları | Nimet |
| A'râf 7/96 | Berakâtin mine's-semâi ve'l-ard | Bereket |
| Mü'minûn 23/77 | Bâben zâ azâbin şedîd | Azap |
Ve En'âm 6/44'ün devamı kaydedilmelidir, çünkü aynı çizgidedir: orada nimet kapıları açıldıktan sonra ehaznâhüm bağteten gelir. Yani iki ayette de açılan kapı bir dönüm noktasıdır.
Ve tekil-çoğul farkı kaydedilmeye değer: En'âm'da ebvâb (kapılar, çoğul), burada bâben (bir kapı, tekil ve nekre). Bunu bir dizim gözlemi olarak veriyorum.
Kökün anlamı dilcilerce şöyle verilir: umudu kesilmek, çaresiz ve şaşkın kalmak; söyleyecek söz bulamamak. İblâs — IV. bâb.
Ve dilciler İblîs adının bu kökten türediğini kaydeder — "umudu kesilmiş olan". Bu izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum; kelimenin kökeni üzerinde başka görüşler de vardır (Arapça olmayan bir addan geldiği görüşü nakledilir) ve tercih dayatmıyorum.
Kelime Kur'an'da birkaç yerde geçer: En'âm 6/44 (fe-izâ hüm müblisûn), Rûm 30/12 ve 30/49 (Rûm'de işlendi), Zuhruf 43/75 (Zuhruf'de işlendi).
Ve En'âm 6/44 ile bu ayetin örtüşmesi kaydedilmelidir: iki ayet de fetahnâ aleyhim ile başlıyor ve iki ayet de müblisûn ile bitiyor. Bu, iki metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.
Dizim kaydedilmelidir: cümlede iki ayrı izâ var. Birincisi şart edatı (izâ fetahnâ), ikincisi izâ-i fücâiyye — "birdenbire" bildiren edat (izâ hüm fîhi müblisûn).
Aynı yapı altmış dördüncü ayette de kullanılmıştı: hattâ izâ ahaznâ mütrafîhim bi'l-azâbi izâ hüm yec'erûn.
| 64 | 77 | |
|---|---|---|
| Şart | Ahaznâ mütrafîhim bi'l-azâb | Fetahnâ aleyhim bâben zâ azâbin şedîd |
| Ani sonuç | İzâ hüm yec'erûn — feryat | İzâ hüm fîhi müblisûn — umut kesilmesi |
| Ses | Var — böğürme | Yok — iblâs, söz bulamamak |
Fark kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: altmış dördüncü ayette bir ses vardı; yetmiş yedincide ses de kesiliyor. İblâs kelimesinin çekirdeğinde söyleyecek söz bulamamak vardır. VI. blok, sesin kesilmesiyle kapanıyor.