وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ
| Okuyuş | Fiil | Anlam |
|---|---|---|
| yü'tûne mâ âtev | إيتاء — vermek (IV. bâb) | "Verdiklerini verirler" — infak |
| ye'tûne mâ etev | إتيان — gelmek/yapmak (I. bâb) | "Yaptıklarını yaparlar" — amel |
İkinci okuyuş kaynaklarda nakledilir ve bu okuyuşta ayet, infakı değil genel olarak ameli anlatır. İki okuyuş da nakledilir; tercih dayatmıyorum.
Ve iki okuyuşun ortak noktası kaydedilmelidir: ikisinde de asıl mesele fiilin kendisi değil, fiile eşlik eden kalp hâlidir.
Kelime Kur'an'da düzenli olarak kalple birlikte geçer: Enfâl 8/2 (vecilet kulûbühüm), Hicr 15/52 ve 15/53, Hac 22/35, Zümer 39/23 (Zümer'de işlendi).
Ve ayetin dikkat çekici yeri şudur ve bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: cümle, iyi bir işi yaparken duyulan bir korkuyu anlatıyor. Günah işlerken değil.
Dayanağım cümlenin kuruluşudur: yü'tûne mâ âtev (verirler) ile kulûbühüm vecile (kalpleri titrer) aynı anda gerçekleşiyor — ikincisi hâl cümlesidir.
| Okuma | Ennenin başında ne var (takdîr) | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Li-enne (sebep) | "Rablerine dönecekleri için kalpleri titrer" |
| 2 | Min enne / bi-enne | Aynı yöne yakın |
| 3 | Vecile fiilinin mef'ûlü | "Rablerine döneceklerinden korkarlar" |
Üçüncü okuma kaydedilmeye değer, çünkü sonucu farklıdır: birinci okumada korkulan şey amelin yeterli olmaması, üçüncüde dönüşün kendisidir.
Ve Fâtır (Melâike) 35/28 ile Mülk 67/12'de kaydedilen çizgi burada da geçerlidir: Kur'an'da haşyet bilgiyle, vecel ise karşılaşma beklentisiyle birlikte anılır.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı listenin dizilişidir: dört maddenin ilk üçü hâl bildiriyordu (ürperme, iman, şirk koşmama). Dördüncüsü bir fiil getiriyor (yü'tûne) ve fiilin yanına bir hâl koyuyor.
Yani liste, hâllerden fiile inerken hâli fiilin içine yerleştiriyor. Ve bu, birinci listenin tersidir: orada fiiller sayılıp alanları belirlenmişti; burada hâller sayılıp sonunda bir fiile bağlanıyor.