إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ · وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ · وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ
İnne'llezîne hüm min haşyeti rabbihim müşfikūn · Ve'llezîne hüm bi-âyâti rabbihim yü'minûn · Ve'llezîne hüm bi-rabbihim lâ yüşrikûn
"Rablerine duydukları saygıdan ürperenler; Rablerinin âyetlerine inananlar; Rablerine ortak koşmayanlar…"
Sûrenin ilk on bir ayetindeki kalıp burada aynen dönüyor: ellezîne hüm + öne alınmış mütemmim + yüklem.
| Birinci liste (1-11) | İkinci liste (57-61) | |
|---|---|---|
| Açılış | Kad efleha'l-mü'minûn — hüküm önce | İnne'llezîne hüm… — hüküm sonda |
| Madde sayısı | Altı (2, 3, 4, 5, 8, 9) | Dört (57, 58, 59, 60) |
| Maddelerin cinsi | Fiiller — namaz, söz, mal, beden, ahit | Hâller — ürperme, iman, tevhid, kalp titremesi |
| Kapanış | Ülâike hümü'l-vârisûn (10) | Ülâike yüsâriûne fi'l-hayrât (61) |
| Kapanışın cinsi | Bir mekân — el-Firdevs | Bir hareket — yüsâriûn, sâbikūn |
| Her maddede ortak | Hüm fasıl zamiri | Hüm fasıl zamiri (57, 58, 59 — 60'ta yok) |
Bir farkı ayrıca kaydediyorum: altmışıncı ayet, listenin tek maddesidir ki hüm zamiri taşımaz — ve'llezîne yü'tûne mâ âtev. Bu, metinden doğrulanabilir bir ayrıntıdır ve altmışıncı ayette ele alınacak.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı yukarıdaki tablodur: birinci liste yapılan işleri, ikinci liste işleri yaparken içeride olanı sayıyor. Ve birinci liste bir varışla (miras), ikinci liste bir koşuyla (yarış) bitiyor. Yani biri sonucu, öteki hareketi adlandırıyor.
خَشْيَة — kök خ-ش-ي: dilcilerin verdiği tarif, bilerek duyulan çekinmedir. Haşyet, korkulan şeyin büyüklüğünü bilmekle ilgilidir; nitekim Fâtır 35/28'de innemâ yahşallâhe min ıbâdihi'l-ulemâ' denir. Kök Fâtır (Melâike) 35/28'de ve Mülk 67/12'de (yahşevne rabbehüm bi'l-ğayb) işlendi.
Ve burada bir ihtiyat kaydı konmalıdır: bu kelimenin kökü (خ-ش-ي) ile ikinci ayetteki hâşiûn kelimesinin kökü (خ-ش-ع) ayrı köklerdir. Sesleri yakındır, anlamları da komşudur; ama aralarında iştikak (türeme) bağı kurmuyorum.
Abese'de ve Mutaffifîn'de aynı ihtiyat kaydı, birbirine yakın sesli kökler için düşülmüştü: "ses yakınlığı kök birliği değildir." Oraya dayanıyorum.
مُشْفِقُون — kök ش-ف-ق: dilcilerin verdiği çekirdek anlam incelmedir. Şafak — gündüzle gecenin arasındaki ince ışık; şefeka — bir şeyin inceliği. Ve işfâk, dilcilerce şöyle tarif edilir: içinde sevgi bulunan korku, ya da içinde korku bulunan sevgi. Kök İnşikâk 84/16'da (fe-lâ uksimü bi'ş-şafak) işlendi.
Terkibin kuruluşu kaydedilmelidir: min haşyeti rabbihim müşfikūn — korkunun kaynağı (haşyet) ile duyulan hâl (işfâk) ayrı ayrı adlandırılıyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı iki kelimenin de "ürperme" değil "incelme/bilme" çekirdeğine sahip olmasıdır: ayet bir dehşetten söz etmiyor. İki kelime de dikkatin keskinleşmesini anlatan kelimelerdir.
Ve dizim kaydedilmelidir: bi-âyâti rabbihim öne alınmış. Yani "inanırlar" değil, "Rablerinin âyetlerine — inanırlar".
Ve altmış altıncı ayetle karşıtlık kurulacak: kad kânet âyâtî tütlâ aleyküm fe-küntüm alâ a'kābiküm tenkisûn. Aynı kelime (âyât), iki ayrı tavırla.
Ve rabb kelimesinin tekrarı kaydedilmelidir: dört maddenin dördünde de rabbihim geçiyor — haşyeti rabbihim, âyâti rabbihim, bi-rabbihim, ilâ rabbihim (60).
Bu, metinden sayılabilen bir olgudur ve birinci listede karşılığı yoktur: ilk listenin altı maddesinin hiçbirinde rabb kelimesi geçmez.
| Birinci liste | İkinci liste | |
|---|---|---|
| Rabb kelimesi | Hiç geçmiyor | Dört maddenin dördünde de |
| Maddelerin öznesi | Fiiller — namaz, mal, beden | İlişki — hep bir yöne bakıyor |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı bu sayımdır: ikinci liste, maddelerini bir muhataba bağlayarak kuruyor. Birinci liste ise fiilleri kendi başlarına sayıyor. İki listenin farkı burada da görünüyor.