يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُۥ وَمَا لَا يَنفَعُهُۥ · يَدْعُوا۟ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقْرَبُ مِن نَّفْعِهِۦ لَبِئْسَ ٱلْمَوْلَىٰ وَلَبِئْسَ ٱلْعَشِيرُ
Yed'û min dûni'llâhi mâ lâ yadurruhû ve mâ lâ yenfeuh · Zâlike hüve'd-dalâlü'l-baîd · Yed'û le-men darruhû akrabü min nef'ıh · Le-bi'se'l-mevlâ ve le-bi'se'l-aşîr
"Allah'ın dışında, kendisine ne zarar verebilen ne de yarar sağlayabilen şeye yalvarır. İşte uzak sapkınlık budur. Zararı yararından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü bir dost, ne kötü bir arkadaş!"
On ikinci ve on üçüncü ayetler aynı fiille açılıyor (yed'û) ama iki ayrı şey söylüyor. Fark kaydedilmelidir:
| Ayet | Hüküm |
|---|---|
| 12 | Yalvarılan şey ne zarar ne yarar verebilir — tamamen etkisiz |
| 13 | Yalvarılan şeyin zararı yararından daha yakın — etkisiz değil, tersine etkili |
Bu, bir çelişki değil bir derecelenmedir ve bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: birinci ayet nesnenin kendisini tarif ediyor — kendi başına hiçbir gücü yok. İkinci ayet ilişkinin sonucunu tarif ediyor — o ilişkiye giren kişi zarar görüyor.
أَقْرَبُ — "daha yakın". Kelime seçimi kaydedilmeye değer: ayet "zararı yararından çoktur" demiyor, "daha yakındır" diyor. Karşılaştırma nicelikle değil, mesafeyle yapılıyor.
| Kelime | Kök | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| مَوْلَىٰ | و-ل-ي | Yakınlık, velilik — koruyan, işini gören |
| عَشِير | ع-ش-ر | Birlikte yaşayan — muâşeret, aşîret aynı kökten; günlük hayatı paylaşan |
İkisi iki ayrı ilişki cinsi: biri dikey (koruma, sahiplenme), öteki yatay (arkadaşlık, birlikte oluş). Ayet ikisini de olumsuzluyor.
Ve sûrenin sonuna bir bağ kurulmalıdır: yetmiş sekizinci ayet hüve mevlâküm fe-ni'me'l-mevlâ diye bitecek. Aynı kelime, sûrenin iki ucunda: burada le-bi'se'l-mevlâ, orada ni'me'l-mevlâ. Bu, metinden doğrulanabilir bir karşıtlıktır.