كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًا · مَّنْ أَعْرَضَ عَنْهُ فَإِنَّهُۥ يَحْمِلُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وِزْرًا · خَٰلِدِينَ فِيهِ وَسَآءَ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ حِمْلًا
Kezâlike nakussu aleyke min enbâi mâ kad sebak, ve kad âteynâke min ledünnâ zikrâ · Men a'rada anhü fe-innehû yahmilü yevme'l-kıyâmeti vizrâ · Hâlidîne fîh, ve sâe lehüm yevme'l-kıyâmeti hımlâ
"İşte böylece, geçmişte olanların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Sana katımızdan bir zikir verdik. · Kim ondan yüz çevirirse, kıyamet günü ağır bir yük taşır. · Onlar o yükün altında sürekli kalırlar. Kıyamet günü bu, onlar için ne kötü bir yüktür!"
Bir — anlatımın kendisini adlandırıyor: nakussu aleyke — "sana anlatıyoruz". Ve min enbâi — "haberlerinden bir kısmını". Yani metin, verdiğinin tamamı olmadığını söylüyor. Kasas'de aynı kayıt sûrenin adı vesilesiyle işlendi; oraya dayanıyorum.
Ve bu, sûrenin üçüncü ayetiyle örtüşüyor: orada kitabın işi tezkire diye tarif edilmişti. Burada kitabın kendisine zikr deniyor.
| Ayet | İfade | Ne |
|---|---|---|
| 3 | İllâ tezkiraten li-men yahşâ | İşlev |
| 99 | Ve kad âteynâke min ledünnâ zikrâ | Ad |
| 124 | Ve men a'rada an zikrî | Terk edilen şey |
| Ayet | İfade | Karşılığı |
|---|---|---|
| 100 | Men a'rada anhü | Yahmilü … vizrâ — ağır yük |
| 124 | Ve men a'rada an zikrî | Maîşeten danken — dar geçim |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin aynı kalıpla kurulmasıdır: sûre, yüz çevirmenin karşılığını iki kez veriyor — biri âhirette bir yük, öteki dünyada bir darlık. İki ceza da mekânsal: biri ağırlık, öteki sıkışıklık.
وِزْر — kök و-ز-ر: ağır yük. Kök İnşirâh 94/2 (ve veda'nâ anke vizrak) ve Fâtır (Melâike) 35/18'de işlendi; oraya dayanıyorum. Ve yirmi dokuzuncu ayetteki vezîr kelimesi de bu köktendi — 20/29-35 bahsinde tablolandı.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sûre, aynı kökü iki ayrı yerde kullanıyor — biri paylaşılan yük (vezîr — yardımcı), öteki taşınamayan yük (vizr). Ve Meryem 19/95'te kaydedildiği üzere, ikincisi tek başına taşınır: ve küllühüm âtîhi yevme'l-kıyâmeti ferdâ.