أُمِّيُّون ve أَمَانِىّ
"İçlerinde ümmîler vardır ki Kitab'ı bilmezler; bildikleri sadece birtakım kuruntulardır. Onlar sadece zannederler."
أُمِّىّ — kök ü-m-m (anne). Kelimenin klasik izahı: annesinden doğduğu hal üzere kalmış, yani okuma yazma öğrenmemiş kişi. Burada özel olarak kitabı bilmeyen anlamındadır.
- Kuruntu, temenni. Kök m-n-y: dilemek, ummak. Yani gerçeğe değil isteğe dayalı kanaat.
- Okuyup geçmek. Aynı kökün bir kullanımı, metni anlamadan seslendirmeyi de karşılar.
İki anlam birlikte okunduğunda ortaya tanıdık bir tablo çıkıyor: metin okunuyor ama bilinmiyor; boşluğu dolduran şey ise kişinin ne olmasını istediğidir. Din, metinden değil temenniden çıkarılıyor.
وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ — "sadece zannederler". Bu kelime 46. ayette geçmişti ve orada kesin bilgi anlamındaydı. Burada tam tersi: dayanaksız tahmin. Aynı kelimenin iki ayette iki zıt anlamda kullanılması, kelimenin zıt anlamlı karakterini gösteriyor — ve hangi anlamın kastedildiğini daima bağlam belirliyor.