وَيَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا · أَوَلَا يَذْكُرُ ٱلْإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْـًٔا
"İnsan diyor ki: 'Öldükten sonra gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım?' İnsan, daha önce hiçbir şey değilken kendisini yarattığımızı hiç düşünmez mi?"
Cevap, sûrenin dokuzuncu ayetiyle kelime kelime örtüşüyor — 19/7-11 bölümünde tablolamıştım. Zekeriyyâ'ya söylenen cümle, burada dirilişi inkâr edene söyleniyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre, aynı delili iki ayrı şüpheye karşı kullanıyor — biri "yaşlıyım, çocuğum olmaz", öteki "öldüm, dirilmem". İkisi de bir imkânsızlık iddiasıdır ve ikisi de aynı geçmişle karşılanıyor.
فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَٱلشَّيَٰطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا (68)
جِثِيًّا — kök ج-ث-و: diz üstü çökmek. Kök Câsiye'de sûre adı vesilesiyle çözümlendi (ve terâ külle ümmetin câsiye). Tekrarlamıyorum.
Kelime bu sûrede iki kez geçiyor (68 ve 72) ve Câsiye'deki kullanımla aynı hâli bildiriyor: beklemenin oturuşu.
| Okuma | Vürûd ne |
|---|---|
| 1 | Uğramak, üzerinden geçmek — girmek değil |
| 2 | Yaklaşmak, görmek |
| 3 | Girmek — ancak korunanlar için serin ve zararsız olması |
و-ر-د kökü: suya varmak, kaynağa ulaşmak. Vârid — su almaya giden kişi. Kelimenin sözlük anlamı "ulaşmak"tır; girmeyi zorunlu olarak içermez — ve bu, birinci okumanın dayanağıdır. Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum, tercih olarak değil.