وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ٱبْتِغَآءَ رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًا مَّيْسُورًا
Ve immâ tu'ridanne anhümü'btiğâe rahmetin min rabbike tercûhâ fe-kul lehüm kavlen meysûrâ · Ve lâ tec'al yedeke mağlûleten ilâ unukike ve lâ tebsuthâ külle'l-bastı fe-tak'ude melûmen mahsûrâ · İnne rabbeke yebsutu'r-rızka li-men yeşâü ve yakdir, innehû kâne bi-ıbâdihî habîran basîrâ
"Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, hiç değilse onlara yumuşak bir söz söyle. Elini boynuna bağlanmış kılma; onu büsbütün de açma — sonra kınanmış ve eli boş oturup kalırsın. Rabbin, dilediğine rızkı bol verir, dilediğine ölçüyle. O, kullarından haberdardır, onları görendir."
Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı ayetin bulunduğu yerdir: yirmi altıncı ayet vermeyi emretti. Yirmi sekizinci ayet, verecek bir şeyin olmadığı durumu düzenliyor.
Yani liste, emri verip geçmiyor — emrin yerine getirilemediği hâli de düzenliyor. Ve o hâlde bile bir yükümlülük bırakılıyor: kavlen meysûrâ.
| Ayet | Muhatap | Söz |
|---|---|---|
| 23 | Anne-baba | Kavlen kerîmâ — onurlu, saygılı söz |
| 28 | İsteyen kimse | Kavlen meysûrâ — kolay, incitmeyen söz |
| Uç | Görüntü | Ne |
|---|---|---|
| 1 | Yedeke mağlûleten ilâ unukik | El boyna bağlı — hiç vermemek |
| 2 | Ve lâ tebsuthâ külle'l-bast | El tamamen açık — her şeyi vermek |
غ-ل-ل kökü: boyna ya da bileğe geçirilen halka, zincir. Ğull — boyunduruk. Kök Hâkka 69/30-32'de (sümme fî silsiletin) ve İnsân'de anıldı.
| Ayet | Boyunda ne var | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| 13 | Tâirahû fî unukıh | Amel — ayrılmaz |
| 29 | Yedeke mağlûleten ilâ unukik | El — bağlanmış, işlemez |
مَحْسُورًا — kök ح-س-ر: açılmak, sıyrılmak; yorulup gücü tükenmek. Dilciler kelimeyi "yol yürümekten bitkin düşmüş binek" ile açıklar.
Kök Zümer 39/56'da ve Fâtır (Melâike) 35/8'de hasret anlamıyla işlendi; Meryem 19/39'da yevmü'l-hasre olarak geçti. Buradaki dal farklıdır: yorgunluk ve tükenmişlik.
Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: iki uç da aynı sonuca varıyor — fe-tak'ude (oturup kalırsın). Ve bu fiil, yirmi ikinci ayette şirk için kullanılan fiilin aynısıdır. Sûre, üç ayrı kusuru aynı fiille bitiriyor.
Otuzuncu ayet, yirmi dokuzuncu ayetteki iki uca bir dayanak veriyor: yebsutu'r-rızka li-men yeşâü ve yakdir.
| Ayet | Kim yapıyor | Fiil |
|---|---|---|
| 29 | İnsan — yasak | Ve lâ tebsuthâ külle'l-bast |
| 30 | Allah — haber | Yebsutu'r-rızka li-men yeşâ |
Aynı fiil, biri yasak biri haber. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fiilin tekrarıdır: insana yasaklanan "sınırsız açma", ayetin devamında Allah'ın fiili olarak anılıyor ve orada bile bir kayıt var — ve yakdir (ölçüyle verir). Yani sınırsız açma, hiçbir yerde ölçüsüz değil.