تَٱللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ · وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Tallâhi lekad erselnâ ilâ ümemin min kablike fe-zeyyene lehümü'ş-şeytânü a'mâlehüm fe-hüve veliyyühümü'l-yevme ve lehüm azâbün elîm · Ve mâ enzelnâ aleyke'l-kitâbe illâ li-tübeyyine lehümü'llezi'htelefû fîhi ve hüden ve rahmeten li-kavmin yü'minûn
"Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik; ama şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur; onlar için elem verici bir azap vardır. · Sana kitabı yalnızca, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklaman için ve inanan bir topluluğa yol gösterici ve rahmet olsun diye indirdik."
ز-ي-ن kökü ve tezyîn fiili dizinde birçok yerde işlendi ve orada bir kalıp kaydedilmişti: Fâtır (Melâike) 35/8'de ve Ğâfir (Mü'min) 40/37'de fiil meçhul geliyordu — süsleyen söylenmiyordu.
Bu, kaydedilmesi gereken bir farktır ve bir gözlem olarak veriyorum: aynı fiil, bazı yerlerde fâilsiz, bazı yerlerde fâilli geliyor. Ve fâilin söylendiği yerlerde bile insanın sorumluluğu kaldırılmıyor — nitekim ayet fe-hüve veliyyühüm diyor: dostluk, kabul edilmiş bir ilişkidir.
Kaydedilmelidir: li-yübeyyine lehümü'llezî yahtelifûne fîh cümlesi otuz dokuzuncu ayette geçmişti — orada özne Allah'tı ve zaman ahiretti.
Altmış dördüncü ayette aynı cümle, özne değişerek dönüyor: li-tübeyyine lehümü'llezi'htelefû fîh — özne Peygamber, zaman dünya.
| Ayet | Fiil | Özne | Fiil zamanı | Ne zaman |
|---|---|---|---|---|
| 39 | Li-yübeyyine | Allah | Yahtelifûne — muzâri, sürüyor | Ahirette |
| 64 | Li-tübeyyine | Peygamber | İhtelefû — mâzî, olmuş | Dünyada |
Fiil zamanı farkı kaydedilmelidir ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: otuz dokuzuncu ayette ihtilaf sürmekte olan bir şeydir; altmış dördüncü ayette olup bitmiş bir şey. Yani kitap, çözülmüş olması gereken bir ihtilafı açıklamak için; ahiret ise sürmeye devam edeni kapatmak için.
Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve kökün sûredeki dizisi beş halkalıdır (39, 44, 64, 89, 92) — beşi de ب-ي-ن kökünden ve beşi de açıklama işini ayrı bir özneye ya da ayrı bir zamana bağlıyor.