Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 60-62. ayetler

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 60-62. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/60-62

لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوْءِ وَلِلَّهِ ٱلْمَثَلُ ٱلْأَعْلَىٰ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ · وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى · وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ

Lillezîne lâ yü'minûne bi'l-âhırati meselü's-sev', ve lillâhi'l-meselü'l-a'lâ, ve hüve'l-azîzü'l-hakîm · Ve lev yüâhızullâhu'n-nâse bi-zulmihim mâ terake aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yüahhıruhüm ilâ ecelin müsemmâ · Ve yec'alûne lillâhi mâ yekrahûne ve tesıfü elsinetühümü'l-kezibe enne lehümü'l-hüsnâ, lâ cereme enne lehümü'n-nâre ve ennehüm müfratûn

"Ahirete inanmayanların durumu kötüdür; en yüce sıfat ise Allah'ındır. O üstündür, hikmet sahibidir. · Allah insanları zulümleri yüzünden hemen sorumlu tutsaydı, yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. · Hoşlanmadıkları şeyi Allah'a yakıştırıyorlar; dilleri de yalan söylüyor: en güzelin kendilerine ait olduğunu. Şüphesiz onlar için ateş vardır ve öne sürülmüşlerdir."

وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ — Fâtır ile birebir örtüşme

Bu ayet Fâtır (Melâike) 35/45'te neredeyse aynı kelimelerle geçer ve orada sûrenin kapanış ayeti olarak ayrıntılı işlendi. Oraya dayanıyorum. Orada kaydedilenler:

"عَلَىٰ ظَهْرِهَا — 'onun sırtında'. Zamirin mercii ayette söylenmemiş; dilciler bunun yeryüzü olduğunu kaydeder." "Cezanın ertelenmesi anlatılırken kapsam insanla sınırlı tutulmuyor — min dâbbe, yeryüzündeki bütün canlılar." "إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى — adı konmuş bir süreye kadar. Ahkāf 46/3'te ve Zümer 39/42'de aynı terkip işlendi."

Buraya ait olan fark kaydedilmelidir ve tek kelimedir:

Fâtır 35/45Nahl 16/61
SebepBimâ kesebûkazandıkları yüzündenBi-zulmihimzulümleri yüzünden
ZamirAlâ zahrihâ — "sırtında"Aleyhâ — "onun üzerinde"
Sûredeki yeriSon ayet — kapanışOrtada — bir bloğun içinde

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: Fâtır genel bir kazanç kelimesi kullanıyor; Nahl bir sûrenin ortasında, kız çocuğu sahnesinin hemen ardından, kelimeyi daraltıp zulüm diyor. Bağlam, kelimenin seçimini açıklıyor.

مُّفْرَطُون — kök: ف-ر-ط

Kökün somut anlamı dilcilerce şöyle verilir: öne geçmek, önden gitmek; ve bir şeyi ihmal edip geride bırakmak. Ferat — kervandan önce su bulmaya giden öncü.

Kelimenin buradaki okunuşu ve anlamı üzerinde ihtilaf vardır ve tabloya konmalıdır:

OkumaKelimeAnlam
1Müfratûn (fethalı )Öne sürülmüş, ateşe önden gönderilmişferat resminden
2Müfritûn (kesralı )Haddi aşanlarifrât kökünden
3Müferritûnİhmal edenler, geride bırakanlartefrît kökünden

Üç okuyuş da kıraat kaynaklarında nakledilir ve anlam buna göre değişir. Tercih dayatmıyorum.

Ve birinci okumanın metin içinde bir çekiciliği vardır ve bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: kökün somut resmi (kervanın öncüsü) ile cümlenin konusu (ateşe gidiş) arasında bir ironi kuruluyor — öncü olmak, bu kez bir üstünlük değil.


Nahl sûresinin tamamı