وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ · إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
Ve mâ halakne's-semâvâti ve'l-arda ve mâ beynehümâ illâ bi'l-hakk · Ve inne's-sâate le-âtiyetün fasfehı's-safha'l-cemîl · İnne rabbeke hüve'l-Hallâku'l-Alîm
"Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat mutlaka gelecektir. Öyleyse güzel bir bağışlamayla bağışla. · Rabbin, çokça yaratandır, bilendir."
| Sıra | Cümle | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| 1 | Mâ halaknâ… illâ bi'l-hakk | Yaratılışın maksatlı olması |
| 2 | Ve inne's-sâate le-âtiye | Bir sonun bulunması |
| 3 | Fasfehı's-safha'l-cemîl | Davranış emri |
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: emir, bir öfke yönetimi tavsiyesi olarak değil, iki bildirimin sonucu olarak veriliyor. Hesap görülecekse, hesabı şimdi görmek gerekmiyor.
Aynı yapı Kāf 50/39-40'ta işlendi: orada da delil zinciri tamamlandıktan sonra emir sabır ve tesbih oluyordu. Oraya dayanıyorum.
Kök Zuhruf 43/5'te ilk kez çözümlendi ve orada kaydedilenler burada da geçerlidir; oraya dayanıyorum:
Kökün somut anlamı bir yüzey adıdır: safha — bir şeyin yanı, düz yüzü. Safha — yanak, kılıcın düz yüzü. Safeha anhü — ondan yüz çevirdi; ve buradan bağışladı, geçti. Musâfaha — tokalaşma: iki avuç içinin, yani iki düz yüzeyin birbirine değmesi. Kökün altındaki resim: bir şeyin düz yüzünü çevirmek.
| Yer | İfade | Hüküm |
|---|---|---|
| Zuhruf 43/5 | E-fe-nadribu ankümü'z-zikra safhan | Reddediliyor — hatırlatma kenara itilmez |
| Zuhruf 43/89 | Fe'sfah anhüm ve kul selâm | Emrediliyor — insanlardan yüz çevir |
Zuhruf bölümünde bu, "sûrenin en açık ve en doğrulanabilir halkası" olarak tablolanmıştı. Oraya dayanıyorum.
Şimdi buraya ait olan: Hicr'deki kullanım, Zuhruf'un ikinci hükmüyle aynı yöndedir — ama bir sıfat almış.
ٱلْجَمِيل — kök ج-م-ل: güzellik; ve toplama, bir araya getirme (cümle, icmâl aynı kökten). Dilciler cemâli "parçaların birbiriyle uyumlu olması" ile açıklar.
Ve Kur'an'da bu sıfat üç yerde bir tutum için kullanılır: sabren cemîlâ (güzel sabır), hecran cemîlâ (güzel ayrılma), ve burada safhan cemîlâ.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı sıfatın kökündeki "uyum" fikridir: cemîl kaydı, fiili bir dereceye değil, bir biçime bağlıyor. Yani emredilen şey "çok bağışla" değil — "bağışlamanı içine sitem karıştırmadan, kendi içinde tutarlı biçimde yap."
Ve Zuhruf 43/89'daki ve kul selâm kaydı burada yoktur; Hicr emri sıfatla, Zuhruf emri bir sözle tamamlanıyor. İki sûre aynı emri iki ayrı ekle veriyor.
ٱلْخَلَّٰق — fa''âl kalıbı, mübalağa. Yaratmanın bir kerelik değil, süregelen bir iş olduğunu bildiriyor. Kelime Yâsîn 36/81'de de geçer (ve hüve'l-Hallâku'l-Alîm) — iki sûrede aynı iki isim yan yana.