وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ
"Allah'a ortaklar koştular — O'nun yolundan saptırmak için. De ki: 'Yararlanın bakalım; dönüşünüz ateşedir.'"
Niddin çoğulu. Kök ن-د-د: bir şeyin dengi, benzeri, karşılığı olmak; ve buradan "kaçmak, ürküp dağılmak" anlamı.
Dilciler nidd ile misl arasında bir ayrım kaydeder: misl genel benzerlik, nidd ise karşı karşıya konan, rakip sayılan denktir. Yani kelime bir benzeyişi değil, bir karşıya koyuşu bildiriyor.
Kelime Bakara 2/22'de geçmişti (fe-lâ tec'alû lillâhi endâden ve entüm ta'lemûn) ve orada işlendi. Oraya dayanıyorum.
Emir kipi burada emir bildirmiyor. Arapçada buna tehdîd (emir kalıbıyla tehdit) denir ve dizinde birkaç yerde işlendi (Fussilet 41/40'ta i'melû mâ şi'tüm, Mürselât 77/46'da külû ve temetteû kalîlâ). Oralara dayanıyorum.
Kaydedilmesi gereken şey, cümlenin ikinci yarısıdır: fe-inne masîraküm ile'n-nâr. Emir, gerekçesiyle birlikte veriliyor — ve gerekçe, emri kendi içinde iptal ediyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: "yararlanın" ile "dönüşünüz ateşe" aynı cümlede durunca, ilk yarı bir izin değil bir ölçü bildirimi hâline geliyor.