وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
أَشُدّ — kök ش-د-د: güç, sağlamlık. Eşüdd — bedenî ve zihnî güçlerin tamamlandığı çağ. Kelimenin tekili üzerinde dilciler ayrılır (şedd mi şidde mi); ihtilaf anlamı değiştirmediği için ayrıntısına girmiyorum.
Nekre gelmesi kaydedilmeye değer ve dilciler bunu ta'zîm (yüceltme) olarak açıklar: "bir hüküm ve bir ilim" — yani belirli bir miktar değil, nitelikçe üstün bir pay.
حُكْم — kök ح-ك-م: bir şeyi sağlamlaştırmak, yerli yerine koymak; buradan hüküm vermek. Kök Lokmân 31/12-13'te (ve le-kad âteynâ Lukmâne'l-hikme) işlendi.
Ve iki kelimenin sırası kaydedilmelidir: önce hükm, sonra ilm. Bunu bir gözlem olarak veriyorum; cümle, karar verme yeteneğini bilgiden önce anıyor.
وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِين — ve kalıp sûrede üç kez geçiyor: 22, 56 (lâ nudîu ecra'l-muhsinîn) ve 90 (aynı ifade, Yûsuf'un ağzında). Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve 90. ayette işlenecek.