Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Yûsuf 21. ayet

Kur'an · 12. sûre: Yûsuf · 21. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

12/21

وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ

"Mısır'da onu satın alan kişi karısına şöyle dedi: 'Ona iyi bak; belki bize faydası olur, ya da onu evlât ediniriz.' İşte böylece Yûsuf'u o ülkede yerleştirdik — ve ona olayların yorumunu öğretelim diye. Allah, işinde galiptir; fakat insanların çoğu bilmez."

Omurganın ikinci halkası

Terkip (te'vîlü'l-ehâdîs) burada ikinci kez geçiyor ve sûrenin yapısı bölümünde tablolamıştım. Buradaki yeri kaydedilmeye değer ve kendi okumam olarak veriyorum:

Vaat altıncı ayette verilmişti — ama o sırada Yûsuf babasının evindeydi. Şimdi vaadin gerçekleşme yolu anlatılıyor ve o yol şudur: kuyu, satış, ve bir başkasının evi. Yani metin, vaadin gerçekleşmesini olayların iyi gidişine değil, tam tersine bağlıyor.

وَلِنُعَلِّمَهُۥ — başındaki وَ ve لِ kaydedilmelidir. Lâm-ı ta'lîl: "öğretelim diye". Ve cümlenin gramerinde bir hazf (eksiltme) var: "böylece yerleştirdik [ve şunun için yaptık:] ona öğretelim diye. Dilciler bu yapıyı, sebeplerin sıralanıp bir kısmının söylenmemesi olarak açıklar.

مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ

م-ك-ن kökü: yer sahibi olmak, sağlamlaşmak. Kök Mü'minûn 23/13'te (fî karârin mekîn) çözümlendi ve orada tam bu sûredeki kullanım anılmıştı: inneke'l-yevme ledeynâ mekînün emîn (12/54). Mürselât 77/20-23'te de aynı bağ kurulmuştu. Oraya dayanıyorum.

Ve fiilin sûrede iki kez geçtiği kaydedilmelidir ve ikisi de birebir aynı kelimelerle:

AyetİfadeNerede
21Ve kezâlike mekkennâ li-Yûsufe fi'l-ardKöle olarak satıldığı gün
56Ve kezâlike mekkennâ li-Yûsufe fi'l-ardHazinelerin başına geçtiği gün

Bu, sûre içinde sayılabilir bir tekrardır: aynı cümle, iki uçta. Ve kendi okumam olarak ekliyorum: "yerleştirme" kelimesi, hem en aşağıdaki konum hem en yukarıdaki konum için kullanılıyor. Metin, ikisini aynı fiilin iki anı sayıyor.

وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ

Bu cümle üzerinde dilciler ayrılır: emrihîdeki zamir kime aittir?

OkumaAnlam
1Zamir Allah'a ait: "Allah kendi işinde galiptir" — dilediği olur
2Zamir Yûsuf'a ait: "Allah, onun işi üzerinde galiptir" — onun hakkındaki takdiri yürür

İki okuma da klasik tefsirlerde yer alır; tercih dayatmıyorum.

أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ — "kalışını ikramlı kıl". ث-و-ي kökü: bir yerde konaklamak, ikamet etmek. Ve kelime 23. ayette Yûsuf'un ağzında geri gelecek: innehû rabbî ahsene mesvâye — "efendim bana iyi baktı". Aynı kök, iki ayet arayla, aynı kişi hakkında.


Yûsuf sûresinin tamamı