وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ
"Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı; yurtlarında diz üstü çökekaldılar. Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bakın, Semûd nasıl uzaklaştıysa Medyen de öyle uzaklaştı."
| Kıssa | Kurtarma | Yakalayan | Kapanış |
|---|---|---|---|
| Nûh (11/48-49) | Uhbit bi-selâm | Tûfan | — |
| Hûd (11/58-60) | Necceynâ Hûden | Rîhun sarsar (41/16, 54/19, 69/6) | Elâ bu'den li-Âd |
| Sâlih (11/66-68) | Necceynâ Sâlihan | es-Sayha | Elâ bu'den li-Semûd |
| Lût (11/81-83) | Fe-esri bi-ehlike | Hicâratün min siccîl | Ve mâ hiye … bi-baîd |
| Şuayb (11/94-95) | Necceynâ Şuayben | es-Sayha | Elâ bu'den li-Medyene kemâ baidet Semûd |
Ve son kapanış, kendisinden önceki bir kapanışa atıf yapıyor: kemâ baidet Semûd. Yani beşinci mühür, üçüncü mührü anıyor.
Câsimîn (ج-ث-م) ve ke-en lem yağnev fîhâ (غ-ن-ي) kalıpları Sâlih kıssasında (11/67-68) işlendi; burada harfi harfine tekrarlanıyor.
Aynı kök, altı ayet arayla, bir uyarı ve bir hüküm olarak. Uyarı "uzak değil" diyordu; hüküm "uzak olsun" diyor.