وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ · فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
Ve yasneu'l-fülke ve küllemâ merra aleyhi meleün min kavmihî sehırû minh, kāle in tesharû minnâ fe-innâ nesharu minküm kemâ tesharûn · Fe-sevfe ta'lemûne men ye'tîhi azâbün yuhzîhi ve yehıllü aleyhi azâbün mukīm
"O gemiyi yapıyordu; kavminden ileri gelenler yanından her geçtiklerinde onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: 'Bizimle alay ediyorsanız, sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. · Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini yakında bileceksiniz.'"
Bu, Arapçada hikâye-i hâl denen anlatım tekniğidir: geçmiş bir olay, şimdiki zaman kipiyle anlatılır ve sahne canlandırılır.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: ayet "gemiyi yaptı" demiyor, "yapıyordu" diyor — ve hemen ardından küllemâ (her defasında) geliyor. Yani anlatılan şey tek bir olay değil, tekrarlanan bir sahne.
Küllemâ edatının tekrar bildirdiği Nûh 71/7'de işlendi ve oraya dayanıyorum. Orada da aynı edat, yerleşmiş bir refleksi anlatıyordu.
| Yer | Küllemâ'dan sonra ne geliyor |
|---|---|
| Nûh 71/7 | Deavtühüm — Nûh çağırıyor, onlar kaçıyor |
| Hûd 11/38 | Merra aleyhi meleün — onlar geçiyor, Nûh çalışıyor |
Ve Nûh'un cevabı kaydedilmelidir çünkü olağandışıdır: in tesharû minnâ fe-innâ nesharu minküm. Elçi, alaya alayla karşılık vereceğini söylüyor.
Ama cümlenin devamı bunu tarif ediyor ve tarif önemlidir: fe-sevfe ta'lemûne men ye'tîhi azâbün yuhzîh. Yani "alay" dediği şey, bugün gülünen şeyin yarın tersine dönmesidir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin bitişikliğidir: Nûh bir karşı hakaret kurmuyor; bir zaman farkı bildiriyor. Ve Kur'an aynı yapıyı başka yerlerde de kurar — mü'minlerin âhirette gülmesi (Mutaffifîn 83/34, Mutaffifîn'de işlendi). Oraya dayanıyorum.
Ve bu ikili, Şuayb'in ağzında birebir geri dönecek: sevfe ta'lemûne men ye'tîhi azâbün yuhzîh (93). Bu, metinden doğrulanabilir bir tekrardır ve orada tablolanacak.