أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَعَلَىَّ إِجْرَامِى وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُجْرِمُونَ
"Yoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Onu uydurduysam, suçum benim üzerimedir; ben ise sizin işlediğiniz suçlardan uzağım.'"
Bu ayet, Nûh kıssasının tam ortasında duruyor ve muhatabı değiştiriyor: cümle Nûh'un kavmine değil, Peygamber'in muhataplarına söyleniyor. Kul (de ki) emri bunu açıkça gösteriyor.
| Ayet | İfade | Cevabın türü |
|---|---|---|
| 13 | Em yekūlûne'fterâh | Meydan okuma — on sûre getirin |
| 35 | Em yekūlûne'fterâh | Sorumluluğun bölünmesi — suçum bana ait |
Ve ayetin kıssanın ortasına yerleştirilmesi kaydedilmeye değer. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı ayetin konumudur: Nûh kıssası tam da bir yalanlama sahnesindeydi (32); ayet oradan çıkıp bugünkü muhataba dönüyor ve aynı iddiayı anıyor. Yani sûre, kıssanın "geçmişte kaldığı" izlenimini kırıyor.
Lâ teziru vâziratün vizra uhrâ ilkesi Fâtır (Melâike) 35/18, Necm 53/38, Zümer 39/7 ve İsrâ 17/15'te işlendi. Oraya dayanıyorum.
Ve bu ilke, sûrenin kırk altıncı ayetinde — Nûh'un oğlu bahsinde — en zor hâliyle geri gelecek. Bu, orada ayrıca işlenecek.