Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Yûnus 65-67. ayetler

Kur'an · 10. sûre: Yûnus · 65-67. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

10/65-67

وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا · أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ … إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ · هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا

"Onların sözü seni üzmesin. Bütün üstünlük Allah'ındır; O işitendir, bilendir. · Bilin ki göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. Allah'tan başkasına yalvaranlar aslında ortaklara uymuyorlar; onlar ancak zanna uyuyor ve ancak tahmin yürütüyorlar. · Geceyi içinde dinlenesiniz diye, gündüzü de aydınlık olarak yaratan O'dur. Bunda, işiten bir topluluk için âyetler vardır."

وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْve bu, altmış ikinci ayetteki lâ hüm yahzenûn ile aynı köktendir (ح-ز-ن).

AyetKimBiçim
62EvliyâullâhVe lâ hüm yahzenûnhaber
65PeygamberVe lâ yahzünke kavlühümemir

Aynı kök, üç ayet arayla: biri hüküm biri teselli. Bunu bir lafız gözlemi olarak kaydediyorum.

Ve terkip Kasas 28/56'daki sorumluluk tablosunda yer alıyordu (Lokmân 31/23 fe-lâ yahzünke küfruh, Fâtır (Melâike) 35/8 fe-lâ tezheb nefsüke aleyhim hasarât). Oraya dayanıyorum.

إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاve tesellinin gerekçesi kaydedilmelidir: söz değil, sözün arkasındaki güç iddiası hedef alınıyor.

ع-ز-ز kökü: sert, sağlam, aşınmaz olmak; ve buradan üstünlük, yenilmezlik.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin bağlamıdır: üzüntünün kaynağı sözün içeriği değil, söyleyenin konumudur. Ayet o konumu ortadan kaldırıyor.

يَخْرُصُونَخ-ر-ص kökü Zâriyât 51/10'da çözümlendi (kutile'l-harrâsûn) ve orada bu ayet de anılmıştı. Oraya dayanıyorum. Kökün somut anlamı: ağaçtaki hurmayı gözle tahmin ederek ölçmek. Yani hars, ölçmeden yapılan tahmindir.

Ve zann ile hars aynı cümlede geçiyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: ayet iki kelimeyi üst üste koyarak bilgi iddiasını iki kez zayıflatıyor — uydukları şey zan, yaptıkları iş tahmin.

Ve zann kelimesinin sûredeki dördüncü geçişidir (22, 36, 60, 66). Tabloyu son bölümde vereceğim.

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا (67) — ayet Ğâfir (Mü'min) 40/61 ile kelime kelime aynıdır ve orada işlendi. Oraya dayanıyorum.

مُبْصِرًا — ism-i fâil: "gördürücü, görmeyi sağlayan". Dilciler bunu mecaz olarak kaydeder: gören gündüz değil, gündüzde görenlerdir.

Ve sûre içindeki yeri kaydedilmelidir: beşinci ayette güneş ve ay zaman ölçüsü olarak anılmıştı; burada gece ve gündüz fayda olarak anılıyor — dinlenme ve görme. Aynı olgu, iki ayrı yönüyle.


Yûnus sûresinin tamamı