إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰ
Cümlenin gramer yapısı dikkat çekicidir. İnne edatının ardından normalde önce isim (özne), sonra haber gelir: inne'r-ruc'â ilâ rabbike. Ayet bu sırayı bozuyor ve haberi öne alıyor: inne ilâ rabbike er-ruc'â.
Arapçada öne alınan öğe hasr (sınırlama) bildirir. İhlâs sûresinin son ayetinde aynı tekniği görmüştük: orada lehû öne alınmıştı ve "özellikle O'na denklik yoktur" anlamı doğuyordu.
Burada anlam şu oluyor: dönüş yalnızca Rabbinedir. Başka bir dönüş yeri yoktur, başka bir merci yoktur. Ve bu, bir önceki ayete verilmiş doğrudan bir cevaptır: adam kendini yeterli görüyordu; ayet "yeterli değilsin" demiyor, "gideceğin yer belli" diyor. İstiğnâ iddiası, varış noktası hatırlatılarak çürütülüyor.
Kalıp: fu'lâ. Bu, Arapçada seyrek görülen bir mastar kalıbıdır ve genellikle bir işin adı haline gelmiş, kavramlaşmış mastarlar için kullanılır: büşrâ (müjde), zikrâ (hatırlatma), husnâ (en güzel olan), ukbâ (âkıbet).
Yani ayet "döneceksiniz" demiyor; "dönüş" diyor. Fiil yerine isim kullanılıyor ve isim, olayı bir kavram haline getiriyor. Fiil bir olayı anlatır; isim bir gerçeği tespit eder.
Ayrıca kelime belirlilik takısıyla geliyor: er-ruc'â. Yani "bir dönüş" değil, "o dönüş" — bilinen, beklenen, kaçınılmaz olan.
Ayette bir incelik var: "Rabbine" deniyor, "Rabbinize" değil. Yani tekil ikinci şahıs: senin Rabbin. Muhatap, azgınlığı anlatılan insan değil; sûrenin başındaki muhatap — Peygamber.
Bu bir hitap kayması (iltifat — hitabın yön değiştirmesi) örneğidir. Üçüncü şahısla anlatılan bir tablonun ortasında birden ikinci şahsa dönülüyor.
1. Teselli. Azgının tasviri devam ederken muhataba bir sabit nokta veriliyor: sen bakma onun haline, dönüş senin Rabbinedir. Aynı isim (Rab) birinci ayette de geçmişti; ilk ayette "oku" emrini veren isim, burada "dönüş oraya" denilen isimdir. Başlangıç ve varış aynı yerdedir.
2. Bağlantı. Sûrenin ilk yarısı "Rabbinin adıyla" diye başlamıştı; ikinci yarısının bu ayeti "Rabbine dönüş" diyor. İki yarı, aynı kelimeyle birbirine dikiliyor.
Bir not daha: ayet "Allah'a dönüş" demiyor, "Rabbine dönüş" diyor. Dönülecek yer, yabancı bir merci değil; seni yetiştiren. Fâtiha bahsinde bu kökün "terbiye eden, kemale erdiren" anlamını işlemiştik. Terbiye edene dönmek, bir mahkemeye çıkmaktan farklı bir çağrışım taşır — ve sûre bu ismi tehdit bölümünün tam başında kullanıyor.