وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ · أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟
Ve yüzhib ğayza kulûbihim; ve yetûbullâhu alâ men yeşâ'; vallâhu alîmün hakîm · Em hasibtüm en tütrakû ve lemmâ ya'lemillâhü'llezîne câhedû minküm ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ rasûlihî ve le'l-mü'minîne velîceh; vallâhu habîrun bimâ ta'melûn
"Ve kalplerinin öfkesini gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder; Allah bilendir, hikmet sahibidir. · Yoksa, Allah içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulünden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri henüz ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır."
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin yeridir: bloğun sonunda, karşı taraftan kimin döneceğinin bu tarafın bilgisi dışında olduğu bildiriliyor. Yani hüküm kesinleştirilirken, hükmün dışına çıkma ihtimali açık bırakılıyor.
Aynı kapanış 27. ayette Huneyn bahsinden sonra da tekrarlanacak: sümme yetûbullâhu min ba'di zâlike alâ men yeşâ'. İki blok da aynı cümleyle kapanıyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir örgüdür.
Kökün somut anlamı: bir şeyin içine girmek. Veleca — girdi; vülûc — girme. Kök Sebe' 34/2'de (ya'lemü mâ yelicü fi'l-ard) geçti.
وَلِيجَة — dilcilerin verdiği anlam: araya sokulan, içeri alınan; sırdaş, mahrem dost. Kelime, dışarıdan olup içeri alınan kişiyi bildirir.
Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: kelime bir konum bildiriyor — "içeriye alınmış olan." Ve ayetin ölçüsü bir kimlik değil, bir yakınlık tercihidir.
Aynı alan 9/23-24'te sekiz bağ sayılırken tekrar açılacaktır.
Bu kalıp Ankebût 29/2'de (e-hasibe'n-nâsü en yütrakû en yekūlû âmennâ ve hüm lâ yüftenûn) ayrıntılı işlendi ve orada sınama kavramı çözümlenmişti. Oraya dayanıyorum ve tekrarlamıyorum.
| Yer | Sınamanın konusu |
|---|---|
| Ankebût 29/2 | İman iddiası — en yekūlû âmennâ |
| Tevbe 9/16 | Katılma ve yakınlık tercihi — câhedû ve velîce |
Ve lemmâ ya'lem ifadesi kaydedilmelidir: lemmâ — "henüz … -medi." Fiil bir bilgi fiilidir ve bu, Kur'an'da tartışılmış bir kullanımdır. Klasik tefsirlerde bunun "bilfiil ortaya çıkması, ayırt edilmesi" anlamında olduğu yaygın olarak nakledilir. Bu izahı aktarıyor, kelâmî tartışmaya girmiyorum.