وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Kök: ي-س-ر. Bu kök iki ayrı bölümde ele alındı: İnşirâh sûresinde usr ile karşıtlığı içinde, Leyl sûresinde ise tam bu kalıpla.
İnşirâh bölümünde kaydedilen ve burada tekrarlanmayacak olan: usr ile yüsr arasındaki ilişki, مَعَ (beraber) edatının işlevi, ve Talâk 65/7'deki "bir zorluktan sonra bir kolaylık" ifadesiyle kurulan karşılaştırma — yani Kur'an "sonra" demeyi biliyor ve İnşirâh'ta demiyor.
İnşirâh bölümünde ayrıca A'lâ 87/8 zaten anılmıştı: yüsr kökünün "bir yolun adı olarak" geçtiği yerler sayılırken.
"Kim verir ve sakınırsa, en güzeli doğrularsa — onu en kolaya hazırlayacağız" (Leyl 92/5-7) "Kim cimrilik eder, kendini müstağnî görürse, en güzeli yalanlarsa — onu en zora hazırlayacağız" (Leyl 92/8-10)
Orada üç ayrıntı kaydedilmişti: baştaki sîn yakın gelecek bildirir; nûn azamet çoğuludur, yani kolaylaşma kendiliğinden olmuyor; ve لِ harfi yöneliş ve tahsis bildirir — "kişi kolaylığa doğru itilmiyor; kolaylık için hazırlanıyor, ona uygun hale getiriliyor."
Ayrıca el-yüsrâ'nın fu'lâ vezninde ism-i tafdîl olduğu, yani "kolaylık" değil "en kolay olan" demek olduğu, ve mevsûfunun söylenmediği kaydedilmişti.
Şimdi Leyl 92/7 ile A'lâ 87/8'i yan yana koyalım. İki ayet neredeyse aynı kelimeleri kullanıyor ama üç yerde ayrılıyorlar ve fark belirleyicidir.
| Leyl 92/7 | A'lâ 87/8 | |
|---|---|---|
| Fiil | فَسَنُيَسِّرُهُۥ | وَنُيَسِّرُكَ |
| Zaman edatı | سَ var — "hazırlayacağız" | Yok — sade muzari |
| Nesne | ـهُ — "onu" (üçüncü şahıs, genel) | ـكَ — "seni" (muhatap, tek kişi) |
| Baştaki harf | فَ — şartın cevabı | وَ — önceki vaade eklenme |
| Şartı var mı | Var — veren, sakınan, doğrulayan | Yok |
Birinci fark: şart. Leyl'de kolaylaştırma bir kuraldır: kim şu üç şeyi yaparsa, ona bu yapılır. Cümle fâ ile şarta bağlanmıştır. A'lâ'da şart yoktur; kolaylaştırma bir bağış olarak, önceki vaadin (okutacağız) devamı olarak geliyor.
İkinci fark: sîn'in yokluğu. Leyl'de se-nüyessiruhû — gelecek. A'lâ'da nüyessiruke — sade muzari. Arapçada sade muzari hem şimdiki hem geniş zaman bildirir ve süreklilik taşır. Yani Leyl'de gelecekte olacak bir şey; A'lâ'da süregelen bir şey.
Bu fark önemsiz değil. Bir önceki ayette senukriuke — orada sîn var. Sonraki ayette nüyessiruke — burada yok. Aynı cümle dizisinde iki farklı zaman. Okutma ileride tamamlanacak bir iştir; kolaylaştırma ise sürmekte olan bir hâldir.
Üçüncü fark: muhatabın tekilliği. Leyl'in cümlesi herkes içindir; A'lâ'nınki bir kişi içindir. Duhâ sûresi bölümünde bu ayrım kaydedilmişti: "Genel bir doğru söylemek ile birine onun hakkında bir şey söylemek arasındaki fark."
Leyl bölümünde lâm harfinin işlevi üzerinde durulmuştu. Buraya eklenecek bir nokta var ve fiilin nesnesiyle ilgili.
Arapçada yessera fiilinin olağan nesnesi iştir: yessir lî emrî — "işimi kolaylaştır" (Tâhâ 20/26). Yani kolaylaştırılan şey, yapılacak iştir.
Bu, Türkçede tuhaf durur ve çeviride kaybolur. Ama söylediği şey açıktır ve Leyl bölümündeki tespitle birleşir: kolaylaşan iş değil, kişidir. İşin zorluğu aynı kalabilir; kişi o işe uygun hâle getirilir.
Bu ayrımın pratik karşılığı vardır ve İnşirâh bölümünde mea edatı bağlamında kaydedilen çıkarımla aynı yere çıkıyor: "bir işin zor olması, o işi yapabilecek kapasitenin oluşmasını gerektirir; ve kapasite zorluğun içinde gelişir." A'lâ 8, bu kapasitenin verilmiş olduğunu söylüyor.
Leyl bölümünde kaydedildiği gibi, kelimenin mevsûfu söylenmemiştir. Klasik açıklamalarda "en kolay hâl", "en kolay yol", "en kolay şeriat", "cennet" gibi takdirler yapılır.
Bu sûre bağlamında en çok savunulan izah, dinin kendisidir: getirilen şeriatın kolay olması. Kur'an bu niteliği kendisi için birkaç yerde belirtir: "Allah size kolaylık ister, zorluk istemez" (Bakara 2/185); "Dinde size bir güçlük yüklemedi" (Hac 22/78).
Ama metin belirtmiyor ve belirtmemesi, Duhâ 93/5'te yu'tîke fiilinin nesnesinin söylenmemesi hakkında kaydedilen şeyle aynı işlevi görüyor: adlandırılan şey sınırlanır.