فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ
Baştaki فَ, önceki ayetin sonucunu bildirir: madem üzerinde bir gözetleyici var, öyleyse bir baksın. Delil, hükmün arkasından geliyor.
Fiil lâm-ı emr ile gelmiş: li- + muzari = üçüncü şahsa emir. Türkçede tam karşılığı yoktur; "baksın" ile karşılanır.
Bunun bir sonucu var: hitap dolaylıdır. "Bak" denmiyor, "insan baksın" deniyor. Muhatap doğrudan çağrılmıyor; bir tür genel hüküm kuruluyor ve dinleyen kendini o hükmün içinde buluyor. Kur'an bu kalıbı düşünmeye çağırdığı yerlerde sık kullanır: "İnsan yediğine bir baksın" (Abese 80/24); "Baksınlar, deve nasıl yaratıldı" (Ğâşiye 88/17).
Kök: ن-ظ-ر. Sadece görmek değil; dikkatle bakmak, gözü bir şeye çevirip üzerinde durmak. Türkçedeki "nazar etmek", "nazariye", "manzara", "intizar" (bekleme — gözün yolda kalması) aynı köktendir.
Kur'an "görmek" için raâ fiilini de kullanır. Nazar ile ru'yet arasındaki fark şudur: nazar bakma işidir ve görmeyle sonuçlanmayabilir; ru'yet görmenin kendisidir. Ayet burada bir sonucu değil, bir işlemi emrediyor: dön ve bak.
Arapçada soru mâsı bir harf-i cerden sonra geldiğinde elifi düşer: an mâ → amme (Nebe' 78/1); fî mâ → fîme; li mâ → lime; min mâ → mimme. Bu kural, soru mâsını ilgi zamiri mâdan ayırt etmeye yarar — çünkü ilgi zamiri olduğunda elif düşmez (mimmâ).
Küçük bir yazım kuralı gibi görünür, ama işlevi büyüktür: ayette mimme (elifsiz) yazılmış olması, cümlenin soru olduğunu kesinleştirir. "Yaratıldığı şeyden" değil, "neden yaratıldığından".
Ayet "insan nereye gittiğine baksın" demiyor. "Neden yaratıldığına" baksın diyor. Yani ileriye değil, geriye bakılıyor.
Bunun sebebi tartışmanın konusudur. Muhatapların itirazı yeniden dirilmeye dairdi: "Biz toprak olup dağıldıktan sonra mı, gerçekten yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?" (Ra'd 13/5; benzerleri Sebe' 34/7, Kāf 50/3). Yani itiraz, gelecekteki bir olayın imkânı hakkındaydı.
Kur'an bu itiraza karşı düzenli olarak aynı yöntemi kullanır: geleceği tartışmaz, geçmişe götürür. Çünkü bir kez olmuş olan şeyin ikinci kez olması, imkân bakımından bir yenilik değildir.