ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ • ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Sümme innehüm le-sâlü'l-cahîm • sümme yükālü hâze'llezî küntüm bihî tükezzibûn "Sonra onlar mutlaka o yakıcı ateşe gireceklerdir. Sonra da: 'İşte bu, yalanlamakta olduğunuz şeydir' denecektir."
صَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ifadesi, sâlûne (giren, yanan) ism-i fâilinin çoğulunun tamlamaya girmiş hâlidir. Tamlama sebebiyle çoğul nûnu düşmüştür: sâlûne'l-cahîm → sâlü'l-cahîm.
Kökün tahlili İnfitâr 82/15'te yapıldı: ص-ل-ي, ateşe girmek, ateşte kızarmak. Ve orada kaydedildiği gibi bu kök, namazın kökü olan ص-ل-و ile karıştırılmamalıdır; iki kök son harfte ayrılır.
ٱلْجَحِيم kelimesi de İnfitâr 82/14'te ele alındı: kök ج-ح-م, ateşin kızgın koru, alevin en yoğun hâli.
İki sûre arasındaki bağ burada da görünüyor: İnfitâr "füccâr cahîm içindedir" diyordu; Mutaffifîn "onlar cahîme gireceklerdir" diyor. Aynı kelime, aynı grup için.
Hümeze bölümünde bu tercih üzerinde durulmuştu: "atılacaktır" — atanın kim olduğu söylenmiyor; "kapatılmıştır" — kapatanın kim olduğu söylenmiyor. Aynı üslup burada da işliyor.
Meçhul kalıbın etkisi şudur: muhatap tamamen edilgen konuma düşüyor. Karşısında konuşacağı biri yok; sadece söylenen bir söz var.
Ne bir suçlama var, ne bir açıklama, ne bir gerekçelendirme. Sadece bir eşleştirme: reddedilen şey ile karşılaşılan şey arasında kurulan bağ.
Ve bu, cezanın bir katmanı olarak konuyor. Yani ateşe girmek yeterli sayılmıyor; ayrıca bu cümlenin söylenmesi gerekiyor.
Neden? Çünkü acı, tek başına bir hüküm taşımaz. Acının bir anlam kazanması için nedeninin bilinmesi gerekir. Cümle, o bağı kuruyor.
Bu, sûrenin bütünüyle uyumludur. Sûre baştan beri bir bilme meselesi anlatıyor: 4. ayette "hiç düşünmüyorlar mı?", 8. ve 19. ayetlerde "sen ne bilirsin?", 14. ayette kalbin kaplanması — yani bilme kabiliyetinin bozulması.
Ve fiilin kipi anlamlıdır: küntüm bihî tükezzibûn — kâne + muzari, yani süregelen geçmiş. "Yalanladığınız" değil, "yalanlamakta olduğunuz". 14. ayetteki kânû yeksibûn ile aynı yapı.
Yani hem kazanç hem yalanlama, tekrarlanan ve süren fiiller olarak anılıyor. Sûre, iki tarafta da tek seferlik bir fiil tarif etmiyor.