لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
Otuz ikinci-otuz dördüncü ayetler maddî şeyler saydı: bahçe, üzüm, eş, kadeh. Bu ayet başka bir cinsten bir şey sayıyor: işitilmeyen şey.
Ve bu, dikkat edilmesi gereken bir tercihtir. Nimet verilen bir şey olarak değil, bulunmayan bir şey olarak anlatılıyor.
Bu, İhlâs sûresi bölümünde kaydedilen yöntemin bir benzeridir: orada Allah'ın ne olmadığı söylenerek ne olduğu tarif ediliyordu. Burada cennette ne bulunmadığı söylenerek nasıl bir yer olduğu tarif ediliyor.
"Allah sizi yeminlerinizdeki lağvdan (kasıtsız sözden) sorumlu tutmaz." (Bakara 2/225; benzer: Mâide 5/89)
"Onlar boş sözden yüz çevirirler." (Mü'minûn 23/3)
"Boş sözün yanından geçtiklerinde onurlu bir şekilde geçip giderler." (Furkân 25/72)
"Orada ne boş söz işitirler ne günaha sokan söz; sadece 'selâm, selâm' [derler]." (Vâkıa 56/25-26)
Son ayet bu ayetin neredeyse aynısıdır ve bir de olumlu karşılık veriyor: boş sözün yerine ne olduğunu söylüyor.
Bir dil notu ve bir kayıt. Arapçada لُغَة (lüğa — dil, lisan) kelimesinin bu kökle ilişkisi konusunda dilciler ayrılır. Bir kısmı aynı kökten sayar, bir kısmı ayrı tutar. Bu ihtilafa girmiyorum ve bu ses ortaklığından bir anlam çıkarmıyorum; sadece kaydediyorum.
| Görüş | İzah |
|---|---|
| Yalanlama | Orada kimse kimseyi yalanlamaz; ihtilaf yoktur |
| Yalan | Orada kimse yalan söylemez; söylenen her söz doğrudur |
Bir kıraat farkı nakledilir: kelime şeddeli (كِذَّابًا) ya da şeddesiz (كِذَابًا) okunur. Şeddeli okuyuş kezzebenin masdarıdır (yalanlama); şeddesiz okuyuş kizbin bir başka biçimi sayılır (yalan). Hangi kıraat imamının hangi tercihte olduğunu kesin veremediğim için isim vermiyorum.
İkinci görüş sûrenin bağlamıyla daha uyumlu görünüyor, çünkü ayet lağv ile eşleştirilmiş: ikisi de söz kusurudur. Lağv boş sözdür, kizâb yalan sözdür.
Ama birinci görüş de anlamlıdır ve sûre içinde bir bağ kurar: dünyada yalanlayanlar (78/28) orada yalanlama işitmezler.
| لَغْو | كِذَاب | |
|---|---|---|
| Ne bozuluyor | Sözün ağırlığı | Sözün doğruluğu |
| Kusur | Anlamsızlık, boşluk | Gerçeğe aykırılık |
| Zararı | Vakit ve dikkat kaybı | Güven kaybı |
Bir söz iki yolla bozulabilir: hiçbir şey söylemeyerek ya da yanlış şey söyleyerek. Ayet ikisini de kaldırıyor.
Sûre nasıl açılmıştı? عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ — birbirlerine soruyorlar; mesele konuşmaya dönüşmüş; ihtilaf var (78/3).
Yani sûrenin açılışında bir söz sorunu vardı: ağırlığını kaybetmiş, dönüp duran, hiçbir yere varmayan bir konuşma.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum. Ama iki ucun kelimeleri metindedir: birinci ayette tesâül ve üçüncü ayette ihtilaf; otuz beşinci ayette lağv ve kizâb.
Bir gözlem daha. Bu bölümde sayılan dört maddî nimetten sonra gelen bu ayet, bölümün en uzun cümlesidir ve tek olumsuz cümlesidir. Bahçe, üzüm, eş, kadeh — hepsi tek kelimeyle geçildi. Sözün niteliği bir ayet aldı.