إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
Kök: س-و-ق. Ve bu kökün somut anlamı bir çobanın işidir: sürmek, önüne katıp götürmek — özellikle hayvan sürmek.
- سَائِق (sâik) — süren, önüne katan. Kaf 50/21'de kıyamet gününde her nefsin yanında bir sâik ve bir şehîd bulunduğu bildirilir.
- سُوق (sûk) — çarşı, pazar. Malın sürülüp getirildiği yer. Türkçedeki "sûk" ve "çarşı" karşılığı buradan.
- سِيَاق (siyâk) — bağlam, sözün akışı, sürülüşü. Bu tefsirde her ayette kullanılan "Siyak" alt başlığı bu köktendir: bir sözün önünden ve arkasından sürüklediği anlam.
- مَسَاق (mesâk) — sürülüş, ya da sürülecek yer.
Mesâk iki türlü okunabilir — masdar mîmî ("sürülme işi") ya da ism-i mekân ("sürülecek yer"). İkisi de mümkündür ve anlamda büyük fark doğurmaz.
| 75/12 | 75/30 | |
|---|---|---|
| Kelime | ٱلْمُسْتَقَرّ | ٱلْمَسَاق |
| Kök | ق-ر-ر — durmak, yerleşmek | س-و-ق — sürmek |
| Bildirdiği | Varış | Yolculuk |
| Kişinin durumu | Duran | Sürülen |
| Bağlamı | Kıyamet sahnesinin ortası | Ölüm anının sonu |
İki ayet birlikte bir cümle kuruyor: gidilecek yer bellidir (12) ve oraya kendi ayağınla gitmiyorsun (30).
Ve iki ayetin sûredeki yeri anlamlı. Birincisi kaçış arayışına cevap veriyordu — "kaçacak yer nerede?" sorusunun tam ardından geliyordu. İkincisi ölüm anının hemen ardından geliyor. Yani soru sorulduğunda da, sorulacak hal kalmadığında da cevap aynı.
Ve hayvan dili sûrede bir kez daha görünecek. Otuz altıncı ayette südâ kelimesi gelecek: başıboş salıverilmiş hayvan. İki kelime aynı alandan:
| 75/30 | 75/36 | |
|---|---|---|
| Kelime | mesâk — sürülüş | südâ — başıboş bırakılma |
| Hayvanın durumu | Çobanın önünde | Çobansız |
| Ayetin hükmü | Sürüleceksin | Başıboş bırakılmadın |
Sûre iki ihtimali de hayvan diliyle veriyor ve birini eliyor. Kendi okumam olarak kaydediyorum; iki kelimenin anlam alanı ise sözlük verisidir.