فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ / فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ / عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
İnşirâh'de kaydedildiği gibi: إِنْ ihtimal, إِذَا kesinlik bildirir. Burada izâ var — "olduğunda", "eğer olursa" değil.
- مِنقَار (minkār) — gaga. Kuşun vurup delen aleti.
- نَقِير (nakīr) — hurma çekirdeğinin üzerindeki küçük çukurcuk. Kur'an'da azlığın ölçüsü olarak kullanılır: "...ve onlara zerre kadar haksızlık edilmez" (Nisâ 4/124); "İnsanlara bir çekirdek çukuru kadar bile vermezler" (Nisâ 4/53).
- نَاقُور (nâkūr) — fâ'ûl vezninde alet ismi: içine üflenen ya da vurulan boruya benzer alet.
Kur'an, kıyamet çağrısı için genellikle şu ifadeyi kullanır: نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ — "sûra üflendi" (Kehf 18/99; Tâhâ 20/102; Mü'minûn 23/101; Yâsîn 36/51; Zümer 39/68; Kāf 50/20; Hâkka 69/13; Nebe 78/18).
Burada ise başka bir kelime kullanılıyor: نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ. Ve bu ifade Kur'an'da yalnızca burada geçer.
Ve nakr daha keskin bir sestir. Kelimenin kendisi de öyle: nûn, kāf ve râ — üçü de sert çıkışlı harfler.
Bunu bir ses gözlemi olarak kaydediyorum. İki ifadenin farklı olaylara işaret ettiğini iddia etmiyorum; klasik tefsirlerin çoğu ikisini aynı olay sayar.
İnşikâk'de kaydedilen gözlem burada da geçerli: edilgen çatı, fiili yapanı gizleyip olayın kendisini öne çıkarır.
ع-س-ر ve ي-س-ر kökleri İnşirâh'de tam olarak çözümlendi. Orada:
- İki kökün karşıtlığı,
- mea edatının işlevi,
- ve Talâk 65/7 karşılaştırması ("Kur'an 'sonra' demeyi biliyor ve İnşirâh'ta demiyor")
ele alındı. Tekrarlamıyorum. A'lâ'de de kök nüyessiruke li'l-yüsrâ kalıbında işlendi.
Arapçada bu, bilinen bir pekiştirme tekniğidir: bir şeyi söyleyip zıddını olumsuzlamak. Türkçede de vardır: "zordu, hiç de kolay değildi."
Ve klasik tefsirlerde şu çıkarım yaygın olarak yapılır: eğer "kâfirler için kolay değil" deniyorsa, başkaları için kolay olduğu ima ediliyor demektir. Arapçada bir vasfın belirli bir gruba tahsis edilmesi, o vasfın dışındakiler için geçerli olmadığını düşündürür (mefhûmu'l-muhâlefe).
Bu çıkarımın dil bakımından durumu hakkında dürüst olmak gerekiyor: mefhûmu'l-muhâlefe usûlcüler arasında tartışmalı bir delildir ve her yerde işlemez. Dolayısıyla bunu kesin bir sonuç olarak sunmuyorum.
Ama metnin içinde bir destek var: Kur'an aynı kökü, aynı bağlamda, olumlu yönde kullanır: "Kitabı sağından verilen, kolay bir hesapla hesaba çekilecektir" (İnşikāk 84/8) — hisâben yesîrâ. Bu ifade İnşikâk'de işlendi.
Yani "kolay hesap" diye bir şey var. Aynı gün, iki farklı taraf için iki farklı zorluk derecesi taşıyor.
Yedinci ayette fe'sbir denmişti — sabret. Ve sabır, dayanılan şeyin bir sonu olduğu bilindiğinde anlamlıdır.