إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
İnne hâzihî tezkira. Fe-men şâe'ttehaze ilâ rabbihî sebîlâ "Şüphesiz bu bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse Rabbine bir yol edinir."
Sûrenin ilk kapanışı. Yirminci ayet ayrı bir bölüm olarak gelecek; on dokuz ayetlik ana gövde burada bitiyor.
ذ-ك-ر kökü İnşirâh'de işlendi. تَذْكِرَة tef'ile veznindedir ve "hatırlatma aracı, hatırlatan şey" anlamına gelir.
Sûre boyunca ağır şeyler söylendi: bukağı, alev, boğazda takılan lokma, akan dağlar, ihtiyarlayan çocuklar. Ve hepsinin sonunda metin kendine bir ad veriyor: hatırlatma.
Ve "hatırlatma" kelimesinin bir varsayımı var: hatırlatılan şey, muhatabın daha önce bildiği şeydir. Yeni bir bilgi verilmiyor; unutulmuş ya da bastırılmış bir şey öne çıkarılıyor.
Tekvîr'de metnin zikr diye tanımlanıp meşîete bağlanması işlenmişti (81/27-29) ve Abese ile bağlantısı kurulmuştu. Aynı yapı burada da var ve bir sonraki cümlede tamamlanacak.
On dokuz ayet boyunca sûre emir kipiyle konuştu: kum, rattil, üzkür, tebettel, ittehiz, isbir, ihcur, zernî, mehhil. Dokuz emir.
Bu, metnin kendi teklifini nasıl konumlandırdığını gösteriyor: emirler muhataba (Peygamber'e) verildi; genel muhataplara ise bir kapı gösterildi ve zorlama konmadı.
| Ayet | İfade | Kim ediniyor | Ne ediniyor |
|---|---|---|---|
| 73/9 | fe-ittehizhü vekîlâ | Muhatap (emirle) | Allah'ı vekîl |
| 73/19 | men şâe ittehaze ilâ rabbihî sebîlâ | Dileyen (serbest) | Rabbine bir yol |
Ve Beled'de kaydedildiği gibi iftiâl babı, fiilin kişinin kendi çabasıyla yapıldığını bildirir. Yani iki ayette de "edinme" işi kişiye ait.
"Şüphesiz bu bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse Rabbine bir yol edinir" (İnsân 76/29).
Ve orada ardından şu gelir: "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" (İnsân 76/30).
Benzer bir kalıp bir başka yerde de vardır: "...artık dileyen Rabbine varacak bir yer edinsin" (Nebe 78/39).
Bu tekrarların işaret ettiği şey, kalıbın yerleşik olmasıdır: hatırlatma + dileme + yol. Üçü bir arada, birden çok sûrede.
Ve bir sonraki sûre aynı kalıbı bir kez daha kuracak: "Hayır, o bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse onu hatırlar" (Müddessir 74/54-55) — ardından "Allah dilemedikçe hatırlamazlar" (74/56).
İki sûrenin ikisi de aynı yapıyla kapanıyor: tezkira → men şâe → meşîet kaydı. Bu, iki sûre arasındaki bağın en güçlü verilerinden biridir ve sûre sonundaki karşılaştırma bölümünde tekrar ele alınacak.
Müzzemmil'de men şâe ("kim dilerse") var, ama Müddessir 74/56'daki ve Tekvîr 81/29'daki kayıt ("Allah dilemedikçe...") yok.
İrade tartışmasının çerçevesi Bakara 2/7'de kuruldu ve Tekvîr 81/29'da uygulandı. Orada kaydedilen tavır — taraf tutmama ve "tarafların hiçbiri insanın sorumsuz olduğunu savunmamıştır; tartışma sorumluluğun nasıl kurulduğu üzerinedir" kaydı — burada da geçerlidir. Meseleyi Müddessir'nin son ayetinde ele alacağım, çünkü kayıt orada konuyor.