إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ · فَكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤْمِنِينَ
"Rabbin, yolundan sapanı da doğru yolda olanları da en iyi bilendir. Öyleyse, üzerine Allah'ın adı anılandan yiyin — eğer O'nun âyetlerine inanıyorsanız."
İki ayetin bağlantısı kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: 116. ayette çoğunluğa uymanın reddedildiği söylenmişti. 117'de hükmün kime ait olduğu belirtiliyor, 118'de ise somut bir uygulama geliyor.
Ve fe-külû emri, sûrenin son bloğunun kapısıdır: 119-121'de gerekçe verilecek, 136-150'de uydurulan yasaklar ele alınacak, 151-153'te asıl liste okunacak.
إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤْمِنِينَ — ve şart kaydedilmelidir: yemek, bir iman göstergesi olarak bağlanıyor. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sûre, kendiliğinden konan bir yasağın kaldırılmasını imanla ilişkilendiriyor.