ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Bu ikisi Kur'an'da düzenli olarak birlikte anılır ve neredeyse her seferinde ölçü ve zaman bağlamındadır. Şems bölümünde kaydedildiği gibi:
| Görüş | Ne diyor |
|---|---|
| Masdar | Fu'lân kalıbında masdardır (ğufrân, şükrân, rüchân gibi). Anlamı "hesap etme, hesaplı olma" |
| Çoğul | Hisâb kelimesinin çoğuludur. Anlamı "hesaplar" |
Ve kelimenin ikinci bir kullanımı var, kaydedilmesi gerekiyor: aynı kelime Kur'an'da bir kez daha geçer ve orada gökten gönderilen bir felaketi adlandırır:
"…üzerine gökten bir husbân gönderir de kaygan bir toprak haline gelir." (Kehf 18/40)
Aynı kelime, bir yerde göğün düzenini, başka bir yerde gökten inen bir cezayı adlandırıyor. Bu bir çelişki değil; kökün altındaki fikrin doğrudan sonucudur. Husbânın altında "hesaplanmış olmak" vardır. Hesaplanmış bir yörünge de hesaplanmıştır, hesaplanmış bir darbe de.
Bâ harfi. Bi-husbântaki bâ, musâhabe (beraberlik) ya da zarfiyye olarak okunur: "bir hesapla birlikte" ya da "bir hesap içinde". İkisi de aynı sonucu verir. Cümle isim cümlesidir ve fiil yoktur — yine sübût: güneş ile ay "hesaplı hareket eder" değil, "hesaplıdır." Nitelik, davranışın değil varlığın parçası.
Ve burada sûrenin ilk ikil fiili geliyor. Yescüdân — "ikisi secde eder". Sûrenin sesi bu ayette kuruluyor.
Secdenin bu kullanımı üzerine bir kayıt gerekiyor. Kur'an, insan dışındaki varlıkların secdesinden birkaç yerde söz eder ve bunu bir hareket olarak değil, bir tâbi olma durumu olarak sunar. Ne kastedildiği konusunda klasik iki izah vardır: birincisi, secdenin gölgenin dönmesi ya da bitkinin eğilmesi gibi görünür bir boyun eğiş olduğu; ikincisi, secdenin "yaratılış yasasına tâbi olmak" anlamında kullanıldığı. İkisi birbirini dışlamaz.
Kök: ن-ج-م. Bu kök Târık'de çözümlendi ve orada kaydedilenler burada belirleyicidir:
Asıl anlamı belirmek, görünür hale gelmektir. Necm (yıldız) bu adı, gökte yanıp söndüğü için değil, karanlıkta belirdiği için almıştır. Aynı kök bir bitkinin topraktan çıkması için de kullanılır: neceme — bitti, çıktı, zuhur etti. Ve nücûm/tencîm — taksit; her taksit vakti gelip görünür.
Yani kökün kendisi iki alanı da karşılıyor: gökte beliren de, yerden beliren de necmdir. İhtilaf buradan doğuyor.
| "Yıldız" okuması | "Gövdesiz bitki" okuması | |
|---|---|---|
| Anlam | Gökteki yıldız | Sapı olmayan, yerde yayılan bitki (ot, sarmaşık) |
| Siyak delili | Bir önceki ayet güneş ve aydan söz ediyor; dizi gökte devam ediyor | Yanındaki kelime ٱلشَّجَر (gövdeli ağaç). İkisi bir çift kuruyor: gövdesiz bitki / gövdeli bitki |
| Kur'an içi delil | "Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve canlılar O'na secde eder" (Hac 22/18) — orada nücûm ve şecer birlikte sayılıyor | Kur'an necmi yıldız için genellikle çoğul (nücûm) kullanır; burada tekil ve belirli |
| Dizim delili | — | Bir sonraki ayet göğü ve ondan sonraki yeri anlatıyor; 5. ayet gök, 6. ayet yer diye okunursa dizi düzenli olur |
| Zayıf tarafı | Şecer ile eşleşmesi karşılıksız kalır | 5. ayetten kopuş yaratır |
Klasik tefsirlerin çoğunluğu ikinci okumayı benimsemiştir ve Târık bölümünde de bu kaydedilmişti. Gerekçe, kelimenin yanındaki şecerdir: Arapçada necm ile şecer, bitki dünyasını ikiye bölen yerleşik bir çifttir — sapsız olan ve saplı olan.
Ve bu sûre için ek bir gerekçe var, kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre baştan sona çiftler üzerine kurulu. Beşinci ayet gökten bir çift veriyor (güneş-ay), altıncı ayet yerden bir çift veriyorsa (ot-ağaç), dizi hem yapı hem muhteva bakımından tamamlanır. "Yıldız" okumasında ise altıncı ayet bir yer ve bir gök nesnesini eşleştirmiş olur ki bu, sûrenin geri kalanındaki eşleştirme mantığına aykırıdır — sûredeki bütün çiftler aynı türden iki şeydir (iki deniz, iki doğu, iki bahçe, iki pınar).
Bu tefsirde eğilim ikinci okumadan yanadır ve bağlayıcı değildir. Hac 22/18 birinci okumanın ciddi bir dayanağıdır ve elenemez; ama o ayette nücûm çoğul ve şecerden ayrı bir kalem olarak sayılmaktadır, burada ise tekil ve şecer ile aynı fiile bağlıdır.
Beşinci ayet hesabı, altıncı ayet secdeyi söylüyor. İkisi aynı şeyin iki adıdır: bir düzene bağlı olmak.
- 5. ayet isim cümlesi: bi-husbân. Sabit bir nitelik.
- 6. ayet fiil cümlesi: yescüdân. Sürüp giden bir eylem.
Yani gök cisimleri için bir durum, bitkiler için bir fiil kullanılıyor. Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum.