وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
Kök: ج-ر-ي. Bu kök Hâkka'de işlendi ve tam bu ayet orada örnek olarak veriliyordu. Orada kaydedilenler:
Aynı kök Kur'an'da suda giden gemiyi, cennette akan ırmağı ve gökte giden cismi adlandırıyor (Tekvîr 81/16'daki el-cevâri'l-künnes). Kökün taşıdığı tek fikir hareketin sürekliliğidir.
ٱلْجَوَارِ, câriyenin çoğuludur: "akıp gidenler". Ve dikkat: gemi için seçilen ad, geminin yapısını değil hareketini anlatıyor.
Kök: ن-ش-أ. Bir şeyi meydana getirmek, yetiştirmek, yükseltmek. Neş'et (ortaya çıkış), inşâ (yapı kurma), münşi' (kuran) aynı kökten.
| Okuyuş | Kalıp | Anlam |
|---|---|---|
| ٱلْمُنشَـَٔات (münşeât) | İsm-i mef'ûl | Yapılmış, inşa edilmiş olanlar — gemiler insan eliyle yapılmıştır |
| ٱلْمُنشِـَٔات (münşiât) | İsm-i fâil | Yükseltenler — yelkenlerini açıp yükselen gemiler |
İkisi de nakledilir. İmam adı vermiyorum, çünkü kesin veremiyorum. Ve iki okuyuş birbirini nakzetmiyor, Fâtiha bölümünde mâlik/melik için kaydedildiği gibi: biri diğerini nakzetmez, ikisi birlikte anlamı genişletir. Gemi hem yapılmıştır hem yelken açar.
عَلَم — işaret, nişan, alâmet; ve buradan dağ ya da yol işareti olarak dikilen yüksek şey. Çoğulu أَعْلَام.
Fâtiha bölümünde âlemîn bahsinde kaydedildiği gibi bu kök hem bilmek hem alâmet anlamını taşır; ve âlem, "kendisiyle bir şey bilinen" demektir.
Aynı kök, sûrenin açılışında bir öğretme fiili, yirmi dördüncü ayette bir işaret ismi. Ve ikisi arasındaki bağ kökün kendisindedir: bilmek ile işaret aynı yerden gelir; bir şey ancak işaretiyle bilinir.
Bunu bir kelime örgüsü gözlemi olarak kaydediyorum; kökün ortaklığı doğrulanabilir bir dil verisidir, aralarında kurduğum bağ bir okumadır.
Sûre şimdiye kadar hep O'nun yaptıklarını saydı: öğretti, yarattı, yükseltti, koydu, salıverdi. Burada fiil yok; bir mülkiyet bildirimi var: ve lehû — "ve O'nundur".
Güneş, ay, bitki, deniz, inci — hiçbiri insanın işi değil. Gemi ise insanın yaptığı bir şeydir; ayetin kendisi bunu söylüyor (münşeât — inşa edilmiş).
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre, insanın kendi elinin ürünü saydığı bir nesneyi de listeye alıyor ve mülkiyetini başka yere bağlıyor. Fâtiha bölümünde lillâh için kaydedilen ölçü burada da işliyor — "teşekkür ettiğin insanın da o iyiliği yapabilme imkânını nereden aldığını hatırlatır. Zincirin son halkası hep aynı yere çıkar."