فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ · وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
Yirmi bir ve yirmi ikinci ayetler, iki nakaratın peş peşe geldiği yerlerden biridir. Sûrede bu durum iki kez vardır:
Kendi okumam olarak kaydediyorum: sıra tersine kurulabilirdi ve kurulmamış. Metin önce "azabım nasılmış" diye soruyor, sonra "öğüt alan var mı" diye. Yani önce olay konuyor, sonra ondan çıkarılacak şey soruluyor. İkinci soru birincinin üzerine biniyor.
Semûd ve Lût kıssalarında bu sıra korunuyor ama araya başka ayetler giriyor (30 → 31 → 32; 39 → 40). Yani ikili dizilim yalnız ilk iki kıssada kesintisizdir.
Yirmi ikinci ayet, nakaratın ikinci tam geçişidir. On yedinci ayetin altında verilen çözümleme burada da geçerlidir; tekrarlamıyorum. Tek fark, arkasında biriken malzemedir: burada iki kıssa var.