فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
Rahmân bölümünde bu ayet ayrıntılı olarak karşılaştırıldı ve orada kaydedilenler burada belirleyicidir:
Nakaratın Kur'an'daki tek benzeri. Aynı kalıp Kur'an'da bir kez daha geçer — ve orada tekildir: | | Necm 53/55 | Rahmân 55/13 ve devamı | |---|---|---| | Muhatap | Tekil — Rabbike, tetemârâ | İkil — Rabbikümâ, tükezzibân | | Fiil | تَتَمَارَىٰ — şüpheye düşmek, tereddüt etmek | تُكَذِّبَانِ — yalanlamak | | Kaç kez | Bir | Otuz bir | Fiil farkı üzerinde durmaya değer. Temârî, م-ر-ي kökünden tefâul babıdır: bir şeyden emin olamamak, gidip gelmek, çekişmek. Yalanlamaktan hafiftir — şüphe, ret değildir. Necm'de muhatap tereddüt ediyor; Rahmân'da reddediyor. Ve muhatap tereddüt ettiğinde soru bir kez, reddettiğinde otuz bir kez soruluyor.
| Ayet | Kelime | Bâb | Kim |
|---|---|---|---|
| 12 | تُمَارُونَهُ | III. bâb (müfâale) — karşılıklı | Çoğul — muhataplar |
| 55 | تَتَمَارَىٰ | VI. bâb (tefâul) — dönüşlü | Tekil — muhatap |
- III. bâb (mufâale) karşılıklılık bildirir: iki taraf birbirine karşı bir iş yapıyor. On ikinci ayette muhataplar elçiyle tartışıyor.
- VI. bâb (tefâul) o karşılıklılığın kişinin kendi içinde gerçekleşmesidir. Elli beşinci ayette muhatap kendi kendine gidip geliyor.
Ve muhatabın tekilleşmesi de aynı yönde: on ikinci ayette tümârûne (çoğul, siz), elli beşinci ayette tetemârâ (tekil, sen). Sûre kalabalığa hitapla başlayıp tek kişiye iniyor. Bu, 19/33. ayetlerdeki e-fe-raeytüm / e-fe-raeyte geçişiyle aynı yöndedir ve yukarıda kaydedildi.
Soru bir sayım gerektiriyor. Ve elli beşinci ayet, on bir enne cümlesinin hemen ardından geliyor. Yani "hangi nimet" sorusu boşlukta değil; yeni sayılmış bir listenin üzerine soruluyor.
| Sayılanlar (43-53) | Ne |
|---|---|
| Güldürme, ağlatma | Duygu |
| Öldürme, diriltme | Hayat |
| Erkek ve dişi, damla | Yaratılış |
| İkinci yaratılış | Diriliş |
| Zenginleştirme, kazandırma | Rızık |
| Şi'râ'nın Rabbi olma | Mülk |
| Âd, Semûd, Nûh kavmi, şehir | Adalet |
Ve son satır dikkat çekicidir. Helâk edilen topluluklar da listeye dahil ve soru onları da kapsıyor: "hangi âlâda şüphe ediyorsun?"
Bir okuma öneriyorum ve kendi okumam olduğunu belirtiyorum: bir helâkın âlâ (nimet) sayılabilmesi, ancak zalimin durdurulmasının bir nimet olarak görülmesiyle mümkündür. Yani listenin son maddeleri, adaletin de bir nimet olduğu varsayımını taşıyor.
Bunu bir çıkarım olarak sunuyorum; ayet böyle bir açıklama yapmıyor ve âlâ kelimesinin listenin hangi kısmını kapsadığı belirtilmiyor.