إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
İnneküm le-fî kavlin muhtelif · Yü'fekü anhü men üfik "Siz gerçekten çelişkili bir söz içindesiniz. Ondan çevrilen çevriliyor."
مُخْتَلِف — ihtilâf kökünden (خ-ل-ف), iftiâl babında ism-i fâil. Kökün somut anlamı arkada kalmak, yerine geçmek, birinin ardından gelmektir: halefe (arkasında kaldı), halîfe (ardıl), hilâf (arka), muhâlefet (aykırılık).
İhtilâf, "birbirinin arkasında olmak"tan "birbirini tutmamak"a geçer. Kur'an gece ile gündüzün birbirini takip etmesini de bu kökle anar: ihtilâfü'l-leyli ve'n-nehâr (Bakara 2/164) — orada anlam "birbirinin ardından gelme"dir, çelişki değil.
| Okuyuş | İzah |
|---|---|
| Aralarında ihtilaf | Muhatapların kendi aralarında ayrılmaları: kimi "şair" der, kimi "kâhin", kimi "mecnûn", kimi "öncekilerin masalları" |
| Kişinin kendi içinde çelişmesi | Aynı kişinin tutarsız iki şey söylemesi |
Birincisi daha yaygındır ve sûrenin ilerisiyle uyumludur: elli ikinci ayette geçmiş kavimlerin de aynı iki sözü söyledikleri kaydedilecek.
Ama ikincisi de metinde dayanak buluyor. Müddessir bölümünde 74/18-25 için kaydedilen tespit tam buraya bakıyor: orada adamın ürettiği iki gerekçenin (sihr / kavlü'l-beşer) birbiriyle çeliştiği gösterilmişti — bir söz hem büyü hem sıradan insan sözü olamaz. Aynı çelişki bu sûrenin elli ikinci ayetinde de var: sâhir (büyücü) ile mecnûn (aklı örtülü) aynı anda doğru olamaz, çünkü büyü bir maharettir, cinnet bir yetersizlik.
Yani "çelişkili söz" tanımı, sûrenin kendi içinde bir örnekle doğrulanıyor. İki okuyuş birbirini dışlamıyor.
Kök: أ-ف-ك. Somut anlamı: bir şeyi yönünden çevirmek, ters yüz etmek, olması gereken yerden döndürmek.
Cümlenin yapısı ilginçtir: yü'fekü anhü men üfik — iki fiil de aynı kökten, ikisi de edilgen, ve biri geniş zaman biri geçmiş zaman.
Ve zaman farkı bir sıra kuruyor: geçmişte çevrilmiş olan, şimdi çevriliyor. Yani bugünkü yüz çevirme yeni bir olay değil; daha önce başlamış bir hareketin devamı.
| Okuyuş | Anlam |
|---|---|
| Hüküm cümlesi | "Ondan ancak çevrilmiş olan çevrilir" — yani yüz çevirmenin bir öngeçmişi vardır |
| Beddua / kınama | "Kahrolsun ondan çevrilen" — bir sonraki ayetin (kutile'l-harrâsûn) tonuyla uyum |
Birincisi daha yaygındır. Bir tercih dayatmıyorum; ama birinci okuyuşun sûre içinde bir karşılığı var: elli üçüncü ayette "bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler?" diye sorulacak, yani aynı tavrın nesiller boyu tekrarlandığı vurgulanacak.
Zamir kime dönüyor? Anhü — "ondan". Mercii söylenmemiş. Klasik kaynaklarda üç ihtimal nakledilir: Kur'an, Peygamber, ya da hesap günü (bir önceki cümlenin konusu). Anlamda büyük fark doğurmuyor; üçü de aynı yüz çevirmenin nesnesidir.